11Onun önünden ve arkasından takipçileri vardır. Onu Allah’ın emrinden korurlar. Şüphesiz Allah, bir kavimdeki iyi şeyi (nimeti) kendilerindeki şeyi (güzel hali) değiştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma bir kötülük istediği zaman, onu geri çevirme yoktur. Onların O’ndan başka bir yardımcısı yoktur. "Lehu muakkibatün": "Lehu"daki hu zamirinde dört görüş vardır: Birincisi: O, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e râcîdir, bunu Ebû’l - Cevza, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. İkincisi: Dünya krallarından bir krala râcîdir, bunu da Said b. Cübeyr, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. Üçüncüsü: İnsana râcîdir, bunu da Zeccâc, demiştir. Dördüncüsü: Allahü teâlâ’ya râcîdir, bunu da İbn Cerir ile Ebû Süleyman Dımeşki, zikretmiştir. "Takipçiler"de de iki görüş vardır: Birincisi: Onlar meleklerdir, bunu İkrime, İbn Abbâs’tan rivayet etmiş; Mücâhid, Hasen, Katâde vd. de böyle demişlerdir. Zeccâc, mana şöyledir, demiştir: İnsanı takip eden, biri gidince diğeri gelen melekler vardır. Müfessirlerin çoğu şöyle demişlerdir: Onlar hafaza melekleridir; ikisi gündüz, ikisi de gece beklerler. Birtakım gittiği zaman arkasından başka bir takım gelir. Akşam ve sabah namazında birleşirler. İçlerinde İbn Zeyd’in de olduğu bir grup şöyle demiştir: Bu âyet özellikle Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem hakkındadır; Amir b. Tufeyl ile Erbed b. Kays onu öldürmeye karar verdiler; Allah da onu ikisinden korudu ve bu âyeti indirdi. İkinci görüş: Takipçiler kralların nöbetle bekleyen korumalarıdır. Bu da İbn Abbâs ile İkrime’den rivayet edilmiştir. Dahhâk da şöyle demiştir: Onlar kendilerini Allah’tan koruyan müşrik hükümdarlardır. "Onu Allah’ın emrinden korurlar": Bunda da yedi görüş vardır: Birincisi: Onu Allah’ın emrinden korurlar, (fakat) buna güç yetiremezler. Bu: Onlar kendilerini Allah’ın emrinden korumaya çalışan müşrik krallardır, diyenlere göredir. İkincisi: Mana şöyledir: Onların onu korumaları Allah’ın ermindendir. Bunu da İbn Abbâs ile İbn Cübeyr, demişlerdir. Buna göre Kelâmın takdiri şöyle olur: Bu koruma, Allah’ın onlara emrettiği şeylerdendir. Üçüncüsü: Onu Allah’ın emri ile korurlar; bunu da Hasen, Mücâhid ve İkrime, demişlerdir. Lügatçiler şöyle demişlerdir: "Min” be yerine geçer; sıfat harfleri birbirinin yerine kullanılır. Dördüncüsü: Onu cinlerden korurlar, bunu Mücâhid ile Nehaî demişlerdir. Ka’b de şöyle demiştir: Eğer Allahü teâlâ sizleri yemenizde, içmenizde ve çıplak anlarınızda müvekkel (görevli) meleklerle korumasa idi, cinler sizi kuş gibi kapardı. Mücâhid de şöyle demiştir: Hiçbir insan yoktur ki, onu uykusunda ve uyanık iken cinlerden, insanlardan ve haşarattan koruyan görevli bir melek olmasın. Ona bir şey yapmak isterse: Geri çekil, geri çekil der; ancak kaza ve kader bunun haricindedir. Ebû Miclez de şöyle demiştir: Hazret-i Ali’ye Murad kabilesinden bir adam geldi: Kendini kolla, çünkü Murad’dan bazı adamlar seni öldürmek istiyorlar, dedi. O da: Her adamın yanında iki melek vardır; onu takdir edilmeyen şeylerden korurlar. Kader geldiği zaman o ikisi geriye çekilir onu o şeyle baş başa bırakırlar ve ecel, sağlam bir kalkandır, dedi. Beşincisi: Kelâmda takdim ve tehir vardır, Mana şöyledir: Onu Allah’ın emrinden koruyan takipçiler vardır. Bunu Ebû Salih ile Ferrâ’, demişlerdir. Altıncısı: Onu Allah’ın emri için muhafaza ederler, sonunda onu takdir edilen ne ise ona teslim ederler. Bunu Ebû Süleyman Dımeşki zikretmiş ve İkrime’nin İbn Abbâs’tan rivayet ettiği şeyi delil getirmiştir: Melekler onu Allah’ın emrinden komrlar, kader geldiği zaman aradan çekilirler. İkrime de: Onu Allah’ın emri için muhafaza ederler, demiştir. Yedincisi: Ona iyiliklerini ve kötülüklerini tespit ederler, bunu da İbn Cüreyc, demiştir. Ahfeş de şöyle uemiştir: Muakkibat diye müennes getirmesi, onların çokluğundan dolayıdır; meselâ: Nessabe (çok iyi soy bilgini), Allame (çok alim) gibi. Sonra "yahfazunehu” diyerek müzekker yapması da mananın müzekker olmasından dolayıdır. "Şüphesiz Allah bir kavimdeki şeyi değiştirmez": Yani onlardaki nimeti çekip almaz, "kendilerindeki şeyi değiştirinceye kadar": isyanlarla amel edinceye kadar. Mukâtil: Bununla Mekke kâfirlerini kastetmiştir, demiştir. "Allah bir topluma bir kötülük istediği zaman": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: O azaptır. İkincisi: Beladır. "Onu geri çevirme yoktur": Yani hiçbir şey onu geri çeviremez ve takipçiler ona fayda vermez. "Onlar için O'ndan başka bir yardımcı yoktur": Yani Allah’tan başka onlardan azap ve belayı savacak bir dost yoktur, demektir. |
﴾ 11 ﴿