17Güneşi doğduğu zaman görürsün ki, mağaralarından sağ tarafa meylediyor. Battığı zaman da onları sol taraftan makaslıyor. Onlarsa onun genişçe bir yerindedirler. İşte bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, onun için asla yol gösteren bir dost bulamazsın. "Güneşi doğduğu zaman görseydin": Mana şöyledir: Eğer onu görseydin anlattığımız şeyi görürdün. "Tezaverü": İbn Kesir, Nâfi ve Ebû Amr zenin şeddesiyle "tezzaverü” okumuşlar; Âsım, Hamze ve Kisâi de şeddesiz olarak "tezaverü” okumuşlardır. İbn Âmir de "tezverrü” okumuştur, tıpkı "tahmerrü” gibi. Übeybin Ka’b, Ebû Miclez, Ebû Recâ’ ve Cahderi de zenin sükunu, vavdan sonra uzun elif ve şeddeli ra ile "tezvârru” okumuşlardır. İbn Mes’ûd, Ebû’l - Mütevekkil ve İbn Semeyfa, (ayın ile) "tezveirrü” gibi radan önce hemze ile "tezveirrü” okumuşlardır. Ebû'l - Cevza ile Ebû Semmak de tenin ve fenin fethi, meftuh vavın şeddesi, rayı da hafif (şeddesiz) olarak "tekevverü” gibi "tezevverü” okumuşlardır. Manası da: Meyleder, sapar, demektir. Zeccâc şöyle demiştir: "Tezzâverü"nün aslı "tetezavürü"dür, te zeye idgam edilmiştir. "Takriduhum": Yani onlardan sapar ve onları terk eder, demektir. Şair Zürrimme de şöyle demiştir: Yolcu kadınlar soldan Müşrif bölgesini, Sağdan da Fevaris bölgesini makaslayıp geçerler. Beyitte geçen: Yakrıdne: Terk ederler, demektir. Kard’ın aslı kesmek ve eşyayı birbirinden ayırmaktır. Akrıdni dirhemen de öyledir ki: Bana malından dirhem kes, demektir. Müfessirler şöyle demişlerdir: Onların mağaraları Büyükayı takımyıldızının karşısında idi, güneş doğarken onlardan sapar içeri girip de ısısı ile onlara eziyet etmez ve renklerini soldurmazdı. Sonra Allahü teâlâ onların mağaranın geniş bir yerinde olduklarını ve onlara soğuk rüzgarın ve tatlı havanın değdiğini haber vererek: "Onlar mağaranın geniş yerinde idiler” dedi. Ebû Ubeyde: Geniş alanında demiştir. Fecve’nin çoğulu: Fecevat ve fenin kesri ile fica’dır. Zeccâc da şöyle demiştir: Güneşin onlardan uzak tutulması onlar için bir mucizedir, "mağaraları Büyükayı takımyıldızının karşısında idi, sözü kabul görmemiştir. "İşte bu, Allah’ın âyetlerindendir": Allah’ın hidayet olarak onlara lutuf ve eserine, güneşi onlardan çevirmesine, onlara verilen korkuya, öyle ki, ne zalim kral ne de başkası yanlarına girememişti, bütün bunlara işarettir. "Allah’ın âyetlerindendir": Yani O’nun kudret ve lütfunu gösteren delillerindendir. "Allah kime hidayet ederse": Bu, o kavmi hidayet edenin kendisi olduğunu açıklamasıdır; eğer öyle olmasa idi hidâyeti bulamazlardı. |
﴾ 17 ﴿