21Böylece onları fark ettirdik ki, şüphesiz Allah’ın va’di hak olduğunu ve kıyamette de şüphe olmadığını bilsinler. O zaman işlerini aralarında çekişiyorlardı; "üzerlerine bir yapı yapın. Rableri onları daha iyi bilir” dediler, işlerine hakim olanlar: "Üzerlerine mutlaka bir mescit edineceğiz” dediler. "Böylece onları fark ettirdik": Yani onları uyuttuğumuz ve uyandırdığımız gibi, onları fark ettirdik ve feöze çarptırdık. İbn Kuteybe, bunun aslı şöyledir, demiştir: Kim gafilken bir şeyi fark ederse, ne olduğunu bilinceye kadar ona bakar; bu nedenle ayetteki i'sar (ayağı takılma) istiare yolu ile bir şeyin bilinip açığa çıkması için kullanılmıştır. İnsanların: Ma a’sertü alâ fülanin bisuin kattu (falancadan gözüme hiçbir kötülük çafpmadı) sözü de bundandır. "Bilsinler ki,": Bilmeleri işaret edilen kimseler hakkında da iki görüş vardır: Birincisi: Onlar öldükten sonra dirilme hususunda tartışan şehir halkıdır; Allah da bunu bilsinler diye Ashab-ı kehfi gönderdi. "Şüphesiz Allah’ın va’di": öldükten sonra dirilme ve amellerin karşılığını görme va’di "haktır": Ve kıyametin kopmasında şüphe yoktur. Bu da çoğunluğun görüşüdür. İkincisi: Onlar Ashab-ı Kehftir, onları uyandırdık ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu görsünler. Bunu da Maverdi zikretmiştir. "O zaman çekişiyorlardı": Yani o devrin insanları çekişiyorlardı, demektir. İbn Enbari: Mana: Çekişiyorlardı, demektir. Mananın: Çekiştikleri zaman şeklinde olması da câizdir, demiştir. Çekiştikleri şey üzerinde de beş görüş vardır: Birincisi: Onlar yapı ve mescit hakkında çekiştiler; Müslümanları Üzerlerine bir mescit yapacağız, çünkü onlar bizim dinimizdendirler, dediler. Müşrikler de: Onların üzerine bir yapı yapacağız, çünkü onlar bizim adetlerimize tabi idiler, dediler. Bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Onlar ölümden sonra dirilme hakkında tartıştılar; Müslümanları Cesetler de ruhlar da dirilir, dediler. Bazıları da ruhlar dirilir, cesetler değil, dediler. Allah da ashab-ı kehfi göndermekle ruhların ve cesetlerin birlikte dirileceğini gösterdi. Bunu da İkrime, demiştir. Üçüncüsü: Onlar gençlerin yaptığı şeyi tartıştılar. Bunu da Mukâtil, dem iştir. Dördüncüsü: Onlar ne kadar uyuduklarını tartıştılar. Beşincisi: Sayılarında tartıştılar. Bu ikisini Sa’lebî, zikretmiştir. "Üzerlerine bir bina yapın": Bu binanın arkasında kalarak onları halkın gözünden uzaklaştırın. Bunu diyenler hakkında da iki görüş vardır: Birincisi: Onlar o zamanın müşrikleridir, bunu da İbn Abbâs’tan zikretmiş bulunuyoruz. İkincisi: Onlar, ashab-ı kehfi görünce Müslüman olanlardır. Bunu da İbn Saib, demiştir. "İşlerine hakim olanlar dedi": İbn Kuteybe: Onlar liderler ve reislerdir, demiştir. Müfessirler de: Onlar kral ve üzerlerine mescit yapan mü’min arkadaşlarıdır, demişlerdir. Said b. Cübeyr de: Kral onların üzerine bir kilise yaptı, demiştir. |
﴾ 21 ﴿