24Meğer ki, Allah dileye (inşaallah de). (İnşaallah’ı) unuttuğun zaman Rabbini hatırla ve “Olur ki Rabbim, beni, bundan daha yakın bir zamanda dosdoğru bir muvaffakiyete ulaştırır.” de. "Unuttuğun zaman Rabbini hatırla": İbn Enbari, bunun manası şöyledir, demiştir: Unutma olayı geçtikten sonra Rabbini hatırla, nitekim: Namaz kıldığın zaman Abdullah’ı hatırla, dersin ki, namaz bittikten sonra, demektir. Müfessirlerin âyetin manasında üç görüşleri vardır: Birincisi: Mana şöyledir: İnşallah demeyi unutup da sonra hatırladığın zaman: İnşallah, de, ister ki, bir gün veya bir ay veyahut bir sene sonra olsun. Bunu Said b. Cübeyr ile cumhûr, demişlerdir. İkincisi: "Unuttuğun zaman"ın manası, öfkelendiğin zaman, demektir. Bunu da İkrime demiştir. İbn Enbari de: Akla uzak bir ihtimal değildir, çünkü öfke insana unutturur, demiştir. Üçüncüsü: Bir şeyi unuttuğun zaman, sana hatırlatması için Allah’ı an. Bunu da Maverdi hikaye etmiştir. Hüküm: İnşallah demenin faydası, yemin edeni, yemin ettiği şeyi yerine getiremediği takdirde yalandan çıkarmaktır, meselâ Mûsa kıssasındaki: "İnşallah beni sabırlı bulacaksın” (Kehf: 70) sözünde olduğu gibi. Mûsa sabredememiş, inşallah dediği için de yalandan kurtulmuştur. İnşallah demenin kadın boşama ve köle azat etmede geçersiz olduğu hususunda İmam Ahmed’ten ihtilaf yoktur. O şöyle demiştir: Bir kimse karısına: Sen boşsun, inşallah, derse, kölesine: Sen hürsün, inşallah, derse, bu geçerlidir. İmam Malik’in görüşü de böyledir. Ebû Hanife ile Şâfiî ise: Bunlar gerçekleşmez, demişlerdir. Allah'a yemin hususuna gelince: İnşallah onda geçerlidir, talâk ise öyle değildir. Zıhar, adak gibi bütün kefareti olan şeylerde de inşallah böyledir. Çünkü talâk ve köle azat etme, gerçekleşme ile ifade edilen bir tarzdır; ona inşallah denince, onun meydana geldiğini biliriz; çünkü gerçekleşme tarzı kullanılmıştır. Diğer yeminler ise öyle değildir, çünkü onlar da hüküm icap etmez, sadece gelecekteki fiile taalluk eder. İnşallah demenin hangi vakitte geçerli olacağında üç görüş halinde ihtilaf etmişlerdir: Birincisi: O ancak söze bitişik olursa sahih olur, İmam Ahmed’ten de bunun benzeri rivayet edilmiştir. Fukahanın çoğunluğu da böyle demiştir. İkincisi: O, mecliste olduğu sürede sahihtir, bunu da Hasen ile Tâvûs demişlerdir. İmam Ahmed’ten de benzeri rivayet edilmiştir. Üçüncüsü: Bir sene sonra inşallah dese, câizdir, bunu da İbn Abbâs, Mücâhid, Said b. Cübeyr ve Ebû’l - Âliyye demişlerdir. İnsan için doğru olanı, yemininde duramasa da inşallah demektir. O zaman bu ayete göre taahhütten çıkar, sorumluluk da üzerinden düşer. Kefaret ise hiçbir durumda üzerinden düşmez, ancak yemine bitişik olarak inşallah derse düşer. Kim, bir sene sonra inşallah diyenin istisnası geçerlidir derse, inşallah demekten dolayı günahtan kurtulur demek, istemiştir; kefaretten de kurtulur demek istememiştir. "Ve kul asa en yehdiyeni rabbi": Nâfi ile Ebû Amr, vakıfta değil vasılda, ye ile "yehdiyeni rabbi” okumuşlar; İbn Kesir iki durumda da ye ile okumuştur. İbn Âmir, Âsım, Hamze ve Kisâi de iki durumda da yesiz okumuşlardır. Kelâmın manasında da iki görüş vardır: Birincisi: Umulur ki, Rabbim bana peygamberlik üzerinde öyle âyet ve deliller verir ki, onlar doğruyu göstermede ashab-ı kehf kıssasından daha açık olur. Allah da ona bunu yaptı ve ona mürsellerin gaip ilimlerinden Ashab-ı Kehf haberinden daha açık ve doğruya daha yakın bilgiler verdi. Bu da Zeccâc’ın görüşüdür. İkincisi: Kureyş, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e Ashab-ı Kehfin haberinden sorunca, onlara: Yarın size haber veririm, dedi. Nitekim bunu âyetin iniş Sebebinde şerh etmiş bulunuyoruz. Bunun üzerine Allahü teâlâ: "De ki: Umulur ki, Rabbim beni hidayet eder": Yani umulur ki, size tesbit ettiğim vakitte meselelerinizin cevabını bildirir, beni kendi canib-i manevisinden daha çabuk hidayet eder. Bu da İbn Enbari’nin görüşüdür. |
﴾ 24 ﴿