25Mağaralarında üç yüz yıl, artı dokuz yıl kaldılar. "Velebisu fi kehfihim selase mietin sinine vezdadu tis’a": İbn Kesir, Nâfi, Ebû Amr, Âsım ve İbn Âmir, tenvinli olarak "selasemietin sinine” okumuşlar; Hamze ile Kisâi de, muzaf olarak, tenvinsiz okumuşlardır. Ebû Ali şöyle demiştir: Birlere muzaf olan sayı bazen cem’e muzaf olarak gelir, şair şöyle demiştir: Bana eski bir sarıktan ve Kalitesiz, geçmez beş yüz dirhemden başka bir şey vermediler. Bu kelâm üzerinde iki görüş vardır: Birincisi: Bu, halkın onların hakkında dediklerinin hikayesidir, ne kadar kaldıklarını tespit değildir. Bunu İbn Abbâs demiş ve şunu delil getirmiştir: Eğer o kadar kalsalardı, Allahü teâlâ: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir” demezdi. Katâde de böyle demiştir. Ehl-i kitabın görüşü de böyledir. İkincisi: Bu, mağarada kaldıkları süredir, bunu da Ubeyd b. Umeyr, Mücâhid, Dahhâk ve İbn Zeyd, demişlerdir. Mana da şöyledir: Oraya girdikten Allahü teâlâ’nın onları uyandırmasına ve halkı onlardan haberdar etmesine kadar, bu süre kadar kaldılar. "“sîn” in": Ferrâ’, Ebû Ubeyde, Kisâi ve Zeccâc, takdir: Sinine selase mietin, demişlerdir. İbn Kuteybe de, mana şöyledir, demiştir: Onların kalma süresinde küsur ay ve gün yoktur, tam tamına bu kadar yıl kaldılar. Ebû Ali el - Farisi de şöyle demiştir: “sîn” in, "selase mietin"den bedeldir. Dahhâk da şöyle demiştir: "Mağaralarında üç yüz kaldılar” kavli inince: "Günlerce mi yahut aylarca mı veyahut senelerce mi?” dediler. Bunun üzerine: "Senelerce = sinine” kavli indi. Bunun için " “sinîn” dedi de, sene, demedi. "Artı dokuz": Yani dokuz yıl da fazla kaldılar, demektir. Daha önce geçtiği için tekrar "senelerce” dememiştir. Sonra onların ne kadar kaldıkları konusunda ihtilaf eden ehl-i kitaptan daha iyi bildiğini bildirip "De ki: Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir” dedi. İbn Saib şöyle demiştir: Necran Hıristiyanlan: Üç yüz yılı biliyoruz, dokuz nedir, onu bilmiyoruz, dediler. Bunun üzerine de Allahü teâlâ’nın: "De ki: Allah daha iyi bilir” kavli indi. Şöyle de denilmiştir: Ehl-i kitap: Gençler mağaraya girdikten günümüze kadar üç yüz dokuz yıl kaldılar, dediler. Allahü teâlâ da bunu reddedip: "De ki: Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir” dedi. Yani ruhlarını kabzettikten bu günümüze kadar geçen süreyi Allah’tan başkası bilmez, demektir. Şöyle de denilmiştir: Dokuz ilavesi, güneş yılı ile ay yılı arasındaki farktan dolayıdır. Bunu da Maverdi, demiştir. |
﴾ 25 ﴿