28Kendini sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle beraber tut (hapset). Dünya hayatının süsünü isteyerek gözünü onlardan çevirme / ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, keyfine uyan ve işi ifrat olan kimseye uyma. "Kendini hapset / tut": İniş sebebi şöyledir: Kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen Uyeyne b. Hısn, Akra’ b. Habis ve o takımdan olanlar Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldiler: Ya Resûlallah, sen meclisin üst başında o tursan ve şunları da bizden uzaklaştırsan - Selman ve Ebû Zer gibi fakir Müslümanları kastettiler. Onların üzerinde yün cübbeler vardı - biz de senin yanına oturur ve senden bilgiler alırdık, dediler. Bunun üzerine: "Gerçekten biz zâlimlere bir ateş hazırladık” kavline kadar bu âyet indi. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem de o Müslümanları aramak üzere kalktı. Onları mescidin gerisinde, Allah’ı zikrederlerken buldu: "Allah’a hamdolsun ki, canımı almadı, sonunda sizi buldum. Bana, ümmetimden bazı kimselerle beraber olmamı emretti. Ölümüm de dirimim de sizinledir, dedi. Bu, Selman Farisi’nin görüşüdür. "Kendini Rablerine dua edenlerle beraber tut” kavlinin manası: Namazı eda etmede "sabah akşam” onlarla beraber ol, demektir. Biz de bu âyeti En’am: 52’de "gözünü onlardan ayırma” kavline kadar tefsir etmiş bulunuyoruz. Yani gözünü onlardan ayırıp da zengin ve eşrafa çevirme, demektir. Efendimiz aleyhissalatü vesselam, reislerin imanına çok özen gösteriyordu, çünkü onlara tabi olanlar da iman ederlerdi. O, aslâ dünya malını düşünmemişti. Yüzünü fakir mü’minlere çevirmesi emrolundu. "Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız kimseye uyma": İniş sebebi şöyledir: Ümeyye b. Halef el - Cumahi, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’den fakirleri kendinden uzaklaştırmaya ve Kureyş'in ileri gelenlerini kendine yaklaştırmaya davet etti. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu Dahhâk, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. Ondan yapılan bir rivayette de: Onlar Uyeyne b. Hısn ile emsalidir, demiştir. "Ağfelna kalbeh” de: Kalbini gafil kıldığımız, demektir. Ebû Miclez, “Lâm” ın fethası ile "ağfelena", kalbin besini de ref ile (kalbuh) okumuştur. "Zikrimizden": Tevhid, Kur’ân ve İslâm’dan, demektir. "Keyfine uydu": Şirk konusunda. "İşi de ifrat oldu": Bunda da dört görüş vardır: Birincisi: O, sözünde ifrata gitti, çünkü: Bizler Mudar'ın reisleriyiz, eğer biz Müslüman olursak, arkamızdan bütün insanlar da Müslüman olur, dedi. Bunu da Ebû Salih, İbn Abbâs’tan, demiştir. İkincisi: İşi zayi oldu, demektir, bunu da Mücâhid, demiştir. Ebû Ubeyde de şöyle demiştir: İsraf ve zayi oldu. Üçüncüsü: Pişmanlık oldu, bunu da İbn Kuteybe, Ebû Ubeyde’den rivayet etmiştir. Dördüncüsü: İşi tefrit oldu. Tefrit de, arkadakini öne geçirmektir, bunu da Zeccâc, demiştir. |
﴾ 28 ﴿