33

Bahçelerin her ikisi de meyvelerini verdi ve ondan hiçbir şeyi kısmadı. Aralarında da bir ırmak akıttık.

"Kiltel cenneteyni atet üküleha":

Ferrâ’ şöyle demiştir:

"Ateta dememiştir, çünkü "kilta” tensiyedir, tekili yoktur, aslı ise "küllün” dür. Nitekim üç için de "küllün” dersin. Bu durumda cemi tesniye yerine kullanılmıştır. Onun "küllü” dikkate alarak tekil olması da câizdir, "kilta"da görülen tenislik için müennes olması da câizdir. Aynı şeyi "kila” ile "küllün” için de yapabilirsin. Onları marifeye muzaf kılarsın da arkasından fiil gelirse, ister tekil yap ister çoğul yap. Tekile misal:

"Veküllühüm atihi yevmel kıyameti ferda” âyetidir (Meryem: 95), çoğula misal de:

"Ve küllün etevhü dahirin” âyetidir (Neml: 87). Araplar bunu

"eyyü"de de yapar, bazen müzekker, bazen de müennes olarak kullanırlar. Allahü teâlâ şöyle demiştir:

"Vema tedri nefsün bieyyi ardın temut” (Lokman: 34). Kelâmda:

"Bieyyeti ardın” demek de câizdir.

"Fi eyyi suretin maşae rekkebek” (İnfitar: 8) de böyledir. Kelâmda:

"Fi eyyeti” demek de câizdir. Şair şöyle demiştir:

Hangi belâ ile hangi nimet ile geçti,

Benden önce Müslim ile Mühelleb?

İbn Enbari şöyle demiştir: "Kilta” her ne kadar mana olarak ikiye denirse de lâfzı müfret ve müennestir. Lâfız galip gelmiş, muhatabın onu bildiği dikkate alınarak manası kullanılmamıştır. Araplardan kimileri manayı lafza tercih eder: "Kiltel cenneteyni atet üküleha” der. Başkaları da: "Kiltel cenneteyni ata üküleha” der. Çünkü "kilta” "küllün” manasınadır.

Şair şöyle demiştir:

Her ikisi de benim defterime (alnıma) yazılmıştır;

Ne ölümü isterim ne de yaşamdan rahat duyarım.

Yani: ikisi de bana yazılmıştır, demektir. Araplar: Küllüküm zahibün derler ve küllüküm zabibune de derler; "küll” lâfzından dolayı tekil, manasından dolayı da çoğul yaparlar.

Zeccâc da şöyle demiştir:

"Ateta” demedi, çünkü "kilta” lâfzı, müennes lafızdır, mana da: Onlardan her biri meyvesini verdi

"velem tazlim": Eksik vermedi

"ondan hiçbir şey ve aralarından bir ırmak akıttık". Bize onların nehirden sulandıklarını bildirmiştir ki, en bol sulama onunla olur.

Ferrâ’ da şöyle demiştir: Bir ırmak olduğu halde şedde ile "feccema” demesi, nehrin uzun olmasındandır ki, akıtmak hepsi için söz konusudur. Ebû Rezin, Ebû Miclez, Ebû’l-Âliyye, İbn Ya’mur ve İbn Ebi Able, şeddesiz olarak "ve fecerna” okumuşlardır. Ebû Miclez ile Ebû' 1-Mütevekkil de:

"halelehüma” okumuşlardır.

Ebû’l-Âliyye ile Ebû İmran da, sakin he ile "nehia” okumuşlardır.

33 ﴿