34Onun meyveleri de vardı. Onunla konuştuğu arkadaşına: "Ben malca senden daha çoğum, adamca da senden daha güçlüyüm” dedi. "Onun vardı": Yani kâfir kardeşin vardı, "semer": İbn Kesir, Nâfi, İbn Âmir, Hamze ve Kisâi, ikisinde de zammeli olarak "ve kane lehu sümür” ve "uhita bisümürihi” okumuşlardır. Âsım ise ikisinde de feth ile "vekane lehu semer "ve uhita bisemerihi” okumuştur. Ebû Amr da bir zamme ve mimin sükunu ile "sümrr” ve "bisümrihi” okumuştur. Ferrâ’ şöyle demiştir: Senin ve mimin fethi ile "semer": Yenen şeydir, zammı ile "sümür” ise: Maldır. İbn Enbari şöyle demiştir: Feth ile: Semer: Birinci çoğuldur, zam ile: Sümür ise: Semer’in çoğuludur. Semer ve sümür denir, tıpkı: Esed ve üsud gibi. Sümür’in, simarın çoğulu olması da uygundur, nitekim: Himar ve humur, kitab ve kütüb, denir. Kim zammeli okursa: Sümür daha kapsamlıdır, çünkü yenen meyveye de toplanan mala da ihtimali vardır, der. Ebû Ali el - Farisi şöyle demiştir: Ebû Amr’ın "sümür” okumasında simar’ın cem’i olması câizdir, tıpkı kitap ve kütüp gibi. Bazen hafif (sakin) olarak: Kütb de denilir. "Sümr"ün ise semere’nin çoğulu olması câizdir, tıpkı bedene ve büdn, haşebe ve huşb gibi. "Sümür"ün unuk ve tunub gibi tekil olması da câizdir. Müfessirler zamme ile (sümür) kıraatında üç görüş zikretmişlerdir: Birincisi: O, mal çeşitlerinden çok maldır, bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: O altın ve gümüştür, bunu da Mücâhid, demiştir. Üçüncüsü: O, semerenin çoğuludur. Zeccâc: Semere, simar ve semer, denilir, demiştir. Eğer: "İki bahçe zikredildikten sonra meyveden bahsetmenin ne faydası vardır; bahçe sahibinin az çok meyvesi olur?” denilirse, buna üç cevap verilir: Birincisi: Toprağın mülkiyeti onun değildi, sadece meyve önündü. Bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Meyveden bahsedilmesi, onun iki bahçeden ve diğerlerinden çok meyveye sahip olduğunu gösterir. Bunu da İbn Enbari zikretmiştir. Üçüncüsü: Biz, meyveden maksat çeşitli mallar olduğunu ve onun altın ve gümüş olduğunu zikretmiştik; bu ise yenen meyveye ters bir şeydir; işte buna Ebû Ali el - Farisi şöyle demiştir: Kim: O altın ve gümüştür, derse, böyle sümür denilmesi, hayra yormak içindir; çünkü meyve sahibinde bir gelişme olduğunu gösterir. Burada onun mahsul olması altın ve gümüşe daha çok benzemektedir. Bunu da: "Meyvesi kuşatıldı, sabahleyin infak ettiği şeye ellerini oğuşturmaya başladı” kavli destekler; çünkü infak gümüşten (paradan) olur, ağaçtan olmaz. "Fekale = dedi": Yani kâfir, dedi. "Arkadaşına": Mü’mine, "onunla konuşurken": Ona söz yetiştirir ve cevap verirken. Ne konuştukları üzerinde de iki görüş vardır: Birincisi: O, iman ile küfürdür. İkincisi: Dünyayı istemek ve ahireti istemektir. "Nefer": Cemaattir, kavm ve raht da böyledir. Nefer: Birden ona kadar adamlardır. Neferi ile kimleri kastettiğinde ise üç görüş vardır: Birincisi: Köleleridir, bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Çocuklarıdır, bunu da Mukâtil, demiştir. Üçüncüsü: Kavmi ve aşiretidir, bunu da Ebû Süleyman, demiştir. |
﴾ 34 ﴿