38

"Ancak ben, O Allah benim Rabbimdir. Rabbime hiç kimseyi şirk koşmam".

"Lakinne hüvallahu rabbi":

İbn Kesir, Ebû Amr, Âsım, Hamze, Kisâi ve Kalun da Nâfi’den, vasılda elifi düşürürek, vakıfta yerinde koyarak: "Lâkin hüvallahu rabbi” okumuşlardır.

Nâfi, Müseyyebi'nin rivâyetinde vasılda da vakıfta da elifle okumuştur.

İbn Âmir ise iki halde de elifi yerinde koymuştur (elifle okumuştur).

Ebû Recâ’ ise iki halde de elifsiz olarak sakin nun ile "lâkin” okumuştur. İbn Ya’mur, iki halde de nunun şeddesi ile elifsiz olarak "lakinne” okumuştur.

Hasen de "lakin"de sakin nun ve "ene"de elifle: "Lâkin ene hüvallahu rabbi” okumuştur.

Ferrâ’, bunda: Lakinna, lakinne, lakinnehu şeklinde üç lügat vardır ve Ebû Servan bana delil için şöyle bir şiir okumuştur, demiştir:

Sen günahkarsın, dercesine bana dik dik bakıyor

Ve benden nefret ediyorsun, ancak ben senden nefret etmiyorum (lakinne).

Ebû Ubeyde de, bunun mecazı şöyledir, demiştir: Lâkin ene hüvallahu rabbi, ilk elif atıldı, iki nundan biri diğerine idgam edilip şeddelendi.

Zeccâc şöyle demiştir: Bu elif vasılda hazfedilir, vakıfta yerinde bırakılır. Onu vakıfta olduğu gibi yerinde bırakan: Ene kumtu lehçesini benimsemiş ve elifi yerinde bırakmış olur. Şair şöyle demiştir:

Ben aşiretin kılıcıyım, beni iyi tanıyın.

Bu, fasih bir lehçedir, çünkü

"ene"nin hemzesi hazfedilmiş, hemzenin yerine bedel olarak elif bırakılmıştır.

38 ﴿