44

Orada yetki hak olan Allah’ındır. O, sevapça da daha hayırlıdır, sonuçça da daha hayırlıdır.

"Hunalikel velayetü": İbn Kesir, Nâfi, İbn Âmir ve Âsım, vavm fethası ile

"elvelayetü” ve kafin esresi ile de "lillahil hakkı” okumuşlardır. Hamze de vavm kesri ile

"elvilayetü", yine kafin kesresi ile "lillahil hakkı” okumuştur. Ebû Amr da vavm fethası ve

"hakkun"u da kafin ref'i ile okumuş, Kisâi de kafin ref inde ona katılmış, ancak "vilayet” lâfzını kesre ile okumuştur.

Zeccâc şöyle demiştir: Bu gibi durumlarda velayet: Allah dostuna yapılan yardımın açığa çıkmasıdır. Başkası da şöyle demiştir: Bu kelâm kıssadan önceki bir duruma aittir. Kim vavm fethi ile "velayet” derse, dostluğu ve yardımı kastetmiş olur, kim de kesre ile vilayet derse, yetkiyi ve mülkü kastetmiş olur. Nitekim biz de bunu Enfal: 72’de şerh etmiş bulunuyoruz. Feth (velayet) kıraatma göre

Kelâmın manasında iki görüş vardır:

Birincisi: Onlar kıyamette Allahü teâlâ’nın tarafına geçer, O’na iman eder ve taptıkları şeylerden de ellerini çekerler. Bunu İbn Kuteybe, demiştir.

İkincisi: Orada Allah mahlukatın işini kendi eline alır; mü’minlere yardım eder, kâfirleri de yardımsız bırakır. Kesr (vilayet) okuyuşuna göre de mana şöyle olur: Orada yetki Allah’ındır.

Ebû Ali de şöyle demiştir: Kim

"hakkı” diyerek kesre okursa, onu aziz ve celil olan Allah’a sıfat yapmış, kim de merfu okursa, onu velâyetin sıfatı yapmış olur.

Eğer: "Neden müennes olan velayet, mastar olan hakka sıfat yapıldı?” denilirse, buna İbn Enbari iki cevap vermiştir:

Birincisi: Onun müennesliği hakiki değildir; o, nasr (yardım) manasına alınmıştır, takdir de şöyledir: Orada yardım hak olan Allah’ındır. Nitekim sayha kelimesi de şu âyette sıyah/korkunç ses manasına alınmıştır:

"Ve ahazellezine zalemus sayhatu” (Hûd: 67).

İkincisi: Hak mastardır, onda müzekkerlik, müenneslik, tesniyelik ve cemilik birdir.

Meselâ şöyle denir: Kavlüke hakkun ve kelimetüke hakkun ve akvalukum hakkun (sözün, sözünüz haktır). Hak lâfzını velâyeti methetmek ve Allahü teâlâ’yı methetmek üzere

"hüve” gizleyerek merfu okumak da câizdir.

"O sevapça daha hayırlıdır": Yani sevap vermesi umulanlar içinde sevabı en üstün olandır, demektir. Bu da: Eğer başkası da sevap verebilseydi O’nun sevabı daha üstün olurdu, takdirine göredir.

"Ve hayrun ukba":

İbn Kesir, Nâfi, Ebû Amr, İbn Âmir ve Kisâi, kafin zammesi ile "ukuba” okumuşlardır. Âsım ile Hamze de kafin sükunu ile "ukba” okumuşlardır.

Ebû Ali de şöyle demiştir: “Unuk ve tunub gibi "fuul” vezninde olanları sükun ile okumak câizdir.

Ebû Ubeyde de şöyle demiştir: Ukub, ukb, ukba ve akıbet, aynı manayadır, o da sonuç, demektir.

Mana da şöyledir: Allah’a itâat etmenin sonucu başkasına itâat etmenin sonucundan daha hayırlıdır.

44 ﴿