2

Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’ın dininde onlara karşı sizi bir acıma tutmasın, eğer Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Cezalarına mü’minlerden bir grup şahit olsun.

"Ezzaniyetü vezzani": Meşhur kıraat ref iledir. Ebû Rezin el - Ukayli, Ebû’l - Cevza, İbn Ebi Able ve İsa b. Ömer, nasb ile

"ezzaniyete” okumuşlardır. Halil ile Sibeveyh de çoğunluk gibi ref'i yeğlemişlerdir.

Zeccâc şöyle demiştir: Ref, Arap'çada daha kuvvetlidir, çünkü manası şöyledir: Kim zina ederse ona celde (değnek) vurun. Dayanağı da müpteda olmasıdır. Mensûb olması da câizdir ki, manası şöyledir: İclüdüzzaniyete. Celde ise, cilde yani deriye vurmaktır. Celedehu denir ki: Derisine vurdu demektir; batanehu denir ki: Karnına vurdu demektir.

Müfessirler, âyetin manası şöyledir, demişlerdir: Zina eden kadın ve erkek hür, baliğ ve bekar iseler,

"onlardan her birine yüzer değnek vurun".

Şeyhimiz Ali b. Ubeydullah şöyle demiştir: Bu âyet, bekâra da dula da değnek vurulmasını iktiza eder, öngörür. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’den bekâr hakkında celdeden fazla olarak bir sene sürgün, dul hakkında da celdeden fazla olarak recim rivayet edilmiştir. Ubade b. Samit, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Bekâr bekârla zina ederse, yüz değnek ve bir yıl sürgün, dul dulla zina ederse, yüz değnek ve taşla recim vardır. Bekâr hakkında sürgünün vacip olduğunu söyleyenlerden bazıları şunlardır:

Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, İbn Ömer, onlardan sonra Atâ’, Tâvûs, Süfyan, Malik, İbn Ebi Leyla, Şâfiî, Ahmed ve İshak. Dul (önceden evlenmiş) için hem değnek hem de recim diyenler de şunlardır: Ali b. Ebû Talib, Hasen Basri, Hasen b. Salih, Ahmed ve İshak. Şöyle demiştir: Bazıları da, âyette zikredilen değnek bekâr hakkındadır. Daha önce evlenene ise celde lâzım gelmez; ancak recim lâzım gelir. Nehaî, Zührî, Evzai, Sevri, Ebû Hanife ve Malik de böyle demişlerdir. İmam Ahmed’ten de bir rivayette böyle gelmiştir.

"Vela te’huzküm": Ebû Abdurrahman Sülemi, Ebû Rezin, Dahhâk, İbn Ya’mur ve A’meş ye ile

"ye’huzküm” okumuşlardır.

"Bihima re’fetün": Nâfi, Ebû Amr, İbn Âmir, Âsım, Hamze ve Kisâi de hemzenin sükunu ile "re’fetün” okumuşlar; Ebû’l - Mütevekkil, Mücâhid, Ebû İmran el - Cevni ve İbn Kesir, hemzenin fethi ve kasrı ile raafe vezninde (reefe) okumuşlardır. Said b. Cübeyr, Dahhâk ve Ebû Recâ’ el - Utaridi de seâme ve keâbe vezninde "reâfe” okumuşlardır.

Kelâmın manasında da iki görüş vardır:

Birincisi: Onlara karşı sizi acıma tutup da hafif dövmeyin, fakat canlarını yakın. Bunu da Said b. Müseyyeb , Hasen, Zührî ve Katâde, demişlerdir.

İkincisi: Onlara karşı sizi acıma tutup da hadleri tatbik etmek ve uygulamaktan vazgeçmeyin. Bunu da Mücâhid, Şa’bî, İbn Zeyd ve diğerleri, demişlerdir.

Hüküm: Âlimler hudutlarda darbın şiddeti konusunda ihtilaf etmişlerdir;

Hasen Basri şöyle demiştir: Zina dayağı, iftiradan daha şiddetlidir. İftiranınki de içki içmeninkinden daha şiddetlidir. İçki içene tazir dayağından daha sert vurulur. Bizim arkadaşlarımızın mezhebi de böyledir. Ebû Hanife ise şöyle demiştir: Tazirin dayağı en şiddetlisidir. Zina dayağı, içki dayağından daha şiddetlidir. İçki içenin dayağı da iftira edenin dayağından daha şiddetlidir. İmam Malik de şöyle demiştir: Bütün hadlerdeki dayak eşittir; yaralamadan vurulur.

Vurulucak organlara gelince: Meymuni, İmam Ahmed’ten zina dayağında şöyle dediğini rivayet etmiştir: Soyulur, her organa gereği kadar vurulur. Yüzüne ve başına vurulmaz. Ya’kûb b. Bahtan da: Başa, yüze ve üreme organlarına vurulmayacağım nakletmiştir. Ebû Hanife de bu görüştedir. İmam Malik de: Ancak sırta vurulur, demiştir. Şâfiî de: Üreme organından ve yüzden uzak durulur, demiştir.

"Allah’ın dininde":

Bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: O’nun hükmünde demektir, bunu da İbn Abbâs, demiştir.

İkincisi: Allah’a taatte, bunu da Maverdi zikretmiştir.

"Velyeşhed azabehüma taifetün minel mü’minin":

Zeccâc: Kıraat “Lâm” ın sükunu iledir, kesri de câizdir, demiştir. Azaplarından maksat da dayaktır.

Gruptan ne kastedildiği hususunda da beş görüş vardır:

Birincisi: Bir ve daha fazla kişidir. Bunu da İbn Ebi Talha, İbn Abbâs’tan rivayet etmiş; Mücâhid de böyle demiştir. Nehaî de: Bir kişi de gruptur, demiştir.

İkincisi: İki ve yukarısıdır, bunu da Said b. Cübeyr ile Atâ’, demişlerdir. İkrime’den de iki görüşün de benzeri rivayet edilmiştir.

Zeccâc şöyle demiştir: Birinci görüş, lügatçilerin dediğine uymaz, çünkü taife (grup) cemaat manasındadır; cemaatin de en azı iki kişidir.

Üçüncüsü: Üç ve yukarısı, bunu da Zührî, demiştir.

Dördüncüsü: Dört kişidir, bunu da İbn Zeyd, demiştir.

Beşincisi: On kişidir, bunu da Hasen Basri, demiştir.

2 ﴿