27

Ey o iman edenler, evlerinizden başka evlere, durumu öğreninceye ve halkına selam verinceye kadar girmeyin. İşte bu, sizin için daha hayırlıdır. Belki iyice düşünürsünüz.

"Evlerinizden başka evlere girmeyin": Tefsirciler şöyle demişlerdir: Âyetin

iniş sebebi şudur: Ensardan bir kadın, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi: Ya Resûlallah, ben evimde öyle halde bulunuyorum ki, o halde beni kimsenin görmesini istemiyorum. Ailemden bir erkek ise durmadan yanıma girip çıkıyor, dedi. Bunun üzerine bu âyet indi. O indikten sona Ebû Bekir:

"Ya Resûlallah, hanlar, içinde kimsenin olmadığı meskenler ne olacak?” dedi. Bunun üzerine de:

"Oturulmayan evlere girmenizde size bir günah yoktur” kavli indi.

"Evlerinizden başka evlere girmeyin” kavlinin manası: Size ait olmayan evlere, demektir. Kurralar

"buyut” kelimesinin be’sinde ihtilaf ettiler: Bazıları zammı ile (buyut) okudular, bazıları da kesri ile (biyut) okudular. Biz de bunu Bakara: 189’da açıklamıştık.

"Hatta teste’nisu": Ferrâ’, kelâmda takdim ve tehir vardır, takdiri de:

Hatta tüsellimu ve teste’nisu, demiştir.

Zeccâc da şöyle demiştir:

"Teste’nisu” lügatte: İzin istemektir. Tefsirde de böyledir. İstizan bilgi edinmektir: Âzentuhu bikeza dersin ki, ona bildirdim, demektir. Ânestü minhü keza ise: Ondan bildim, demektir.

"Fein ânestüm minhüm rüşden” (Nisa: 6) kavli de böyledir ki: Onlardan bilirseniz, demektir. Âyetin manası da: Ev sahiplerinin girmenizi isteyip istemediklerini bilinceye kadar, demektir.

Müfessirler şöyle demişlerdir: Bilgi isteme şöyle olur:

"Esselamü aleyküm, gireyim mi?” dersin. Bu Âyetten dolayı izinsiz girmen câiz değildir.

"Bu sizin için daha hayırlıdır": İzinsiz girmekten.

"Belki iyice düşünürsünüz": İzin istemenin hayırlı olduğunu düşünür ve onu uygularsınız.

Atâ’ şöyle demiştir: İbn Abbâs’a:

"Aynı evde yaşadığımız halde annemin ve kız kardeşimin yanına girerken izin mi isteyeceğim?” dedim. O da:

"Onları çıplak görmek ister misin?” dedi. Ben de: Hayır, dedim. O da: Öyleyse izin iste, dedi.

27 ﴿