31

Mü’min kadınlara da söyle gözlerini kapatsın, namuslarını muhafaza etsin ve ziynetlerini, görünen kısmı hariç, göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar. Ziynetlerini de göstermesinler; ancak şunlar hariç: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babalan yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kadınları (hemcinsleri) yahut sağ ellerinin sahip olduklan (köleleri) yahut erkeklerden kadınlara ihtiyacı olmayan uyuntular veyahut kadınların avret yerlerini fark etmeyen çocuklar. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte Allah’a Tevbe edin, belki muradınıza erersiniz.

"Ziynetlerini göstermesinler": Yani mahrem olmayanlara açmasınlar. Ziynetleri iki kısımdır: Gizlidir; meselâ bilezikler, küpeler, pazuya takılan bilezikler, gerdanlıklar vb. gibi. Açık olanı da

"Ancak görünen kısmı hariç” kavlinde işaret edilendir ki,

onda da yedi görüş vardır:

Birincisi: Onlar giysilerdir, bunu Ebû’l-Ahvas, İbn Mes’ûd’dan rivayet etmiştir. Başka bir lâfız (varyant)ta da: Üstlüktür, demiştir.

İkincisi: O el, yüzük ve yüzdür.

Üçüncüsü: Sürme ve yüzüktür. Bu ikisini Said b. Cübeyr, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir.

Dördüncüsü: Boncuktan dizilen bilezikler, yüzük ve sürmedir. Bunu da Misver b. Mahreme, demiştir.

Beşincisi: Sürme, yüzük ve kınadır, bunu da Mücâhid, demiştir.

Altıncısı: Yüzük ve bileziktir, bunu da Hasen, demiştir.

Yedincisi: Yüz ve ellerdir, bunu da Dahhâk, demiştir.

Kadı Ebû Ya’lâ: Kıyasa en yakın olan ilk görüştür, demiştir.

İmam Ahmed de bunu açıkça belirtmiş: Açık ziynet: Elbisedir, kadının her şeyi, hatta tırnağı bile avrettir, demiştir. Bu, yabancı kadınlara mazeret olmadan bakmanın da haram olduğunu ifade eder. Eğer onunla evlenmek veya aleyhine şahitlik etmek istemesi gibi bir mazeret olursa, özel olarak bu iki durumda yüzüne bakabilir. Ama mazeret olmadan ona bakmak, ne şehvetle ne de şehvetsiz câiz değildir. Bunda yüz, eller ve bedenin diğer kısımları birdir.

Eğer: "Neden kadın yüzünü açmakla namazı bozulmuyor?” denilirse,

Cevap şöyledir: Çünkü onda külfet olduğu için affedilmiştir.

"Velyadribne bihumurihinne": Humur, himar’ın çoğuludur, o da: Kadının başını örttüğü şeydir.

Mana da: Peçeleri atsınlar

"yakalarının üzerine” demektir; maksat da onunla saçlarını, küpelerini ve boyunlarını kapatmaktır. İbn Mes’ûd, Übey b. Ka’b, İbrahim Nehaî ve A’meş, cimin kesri

"alâ ciyubihinne” okumuşlardır.

"Ziynetlerini göstermesinler": Yani gizli ziynetlerini, demektir. Bunun da açıklaması az önce geçmiştir.

"Ancak kocalarına":

İbn Abbâs: Çarşaf ve başörtülerini ancak kocalan için bırakabilirler, demiştir.

"Yahut kadınlarına": Yani Müslüman kadınlara, demektir, imam Ahmed şöyle demiştir: Müslüman kadının gayri Müslim Yahudi ve Hıristiyan kadınların yanında başını açması helâl değildir, onlar Müslüman kadını öpemezler, demiştir.

"Yahut sağ ellerinin sahip olduklarına": Arkadaşlarımız: Bundan maksat da: Erkek köleler değil cariyelerdir, demişlerdir.

Şâfiî’nin arkadaşları: Buna köleler de dahildir; onlara göre kadının mahremlerine açtığı yerleri kölelerine de açması câizdir. Çünkü Şâfiî mezhebine göre onlar da mahremdir. Bize göre ise mahrem değildir; yüzünden ve ellerinden başka yerlere bakması câiz değildir, İmam Ahmed de, kölenin, hanımefendisinin saçına bakması câiz değildir, demiştir.

Kadı Ebû Ya’lâ da şöyle demiştir: Âyette sadece cariyelerden bahsedilmesi, şunun içindir; çünkü birisi kadının ziynetlerini cariyelere de açması câiz değildir zannedebilir. Zira daha önce zikredilenler hürler idi. Cariyeler zikredilince, müşkil ortadan kalkmış oldu.

"Yahut uyuntulara": Bunlar da o kavme tabi olup onlara hizmet için yanlarında bulunanlardır. Zira onlar da onların arasında yetişmişlerdir.

Müfessirlerin bunlar hakkında da dokuz görüşleri vardır:

Birincisi: O, kadının iştah duymadığı ve erkeğin de onu kıskanmadığı ahmak kimsedir. Bunu da Katâde demiştir.

Mücâhid de şöyle demiştir: O, yemek isteyip de kadın istemeyen geri zekalıdır.

İkincisi: O, erkeklik organı kesik olandır, bunu da İkrime, demiştir.

Üçüncüsü: Hünsadır (er dişidir), o erkeğe tabi olur, yemeğine yardım eder, kadınlarla olamaz ve onları gönlü çekmez. Bunu da Hasen, demiştir.

Dördüncüsü: O, pir -i fanidir.

Beşincisi: O, hizmetçidir, bu ikisini İbn Saib, demiştir.

Altıncısı: O, kadınlara ilgi duymayandır; ya yaşlılığından yahut ihtiyarlığından yahutta küçüklüğünden dolayı. Bunu da arkadaşlarımızdan İbn Münadi, demiştir.

Zeccâc şöyle demiştir: "Gayri” kelimesi tabiin’in sıfatıdır, bunda da

"yahut sağ ellerinin sahip olduğuna” kavlinin manasının

"erkeklerden kadınlara ihtiyacı olmayan” demek olduğuna delil vardır; bunun da manası: Ziynetlerini ne kölelerine ne de hizmetçilerine göstermesinler, ancak ihtiyaç sahibi olmamaları hariç, demektir. İrbe de: İhtiyaçtır, manası da: Kadınlara ihtiyaç duymayan demektir.

"Evittıfl": İbn Kuteybe; Etfal murat etmiştir, demiştir. Delili de

"lem yazheru alâ avratin nisai” kavlidir ki: Onları bilmeyen çocuklar demektir.

"Ayaklarını vurmasınlar": Yani birini diğerine vurmasınlar da halhal halhala değip de iki halhali olduğu anlaşılmasın.

31 ﴿