33

Evlenme imkanı bulamayanlar, Allah’ın, kendilerini lütfundan zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sağ ellerinizin sahip oldukları kölelerden (azat olmak için) yazışmak isteyenlere, eğer onlarda bir hayır olduğunu bilirseniz, onlarla yazışın. Allah’ın size verdiği malından onlara verin. Genç cariyelerinizi, eğer namuslarını korumak isterlerse, dünya hayatının metaını istemeniz için fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah, onları zorlamanın ardından (o cariyeleri) çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

"Evlenme imkânı bulamayanlar iffetlerini korusunlar": Yani kim mehir ve nafaka gibi imkân bulamazsa, zinadan ve haramdan iffetini korusun, demektir. İbn Mes’ûd, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ey gençler, evlenin, kim de imkân bulamazsa, oruç tutsun, çünkü oruç onun için bir enemedir (hadım edilme).

"Yazışmak isteyenler": Yani ve köle ve cariyelerden yazışmak isteyenler

"onlarla yazışın":

Bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: O, menduptur, bunu da cumhûr, demiştir.

İkincisi: O, vaciptir, bunu da Atâ’ ile Amr b. Dinar, demişlerdir.

Müfessirler şöyle zikretmişler: Bu âyet Huveytıb b. Abdüluzza’nın Subeyh adında bir kölesi hakkında indi; efendisinden yazışmak istedi, o da kabul etmedi. Bunun üzerine bu âyet indi. Huveytıb da onunla yüz dinara yazıştı, içinden onunu bağışladı.

"Eğer onlarda bir hayır bilirseniz":

Bunda da altı görüş vardır:

Birincisi: Onlarda mal olduğunu bilirseniz, bunu da el - Avfi, İbn Abbâs’tan rivayet etmiş; Mücâhid, Atâ’ ve Dahhâk da böyle demişlerdir.

İkincisi: Onlarda bir çare yani kazanç bilirseniz. Bunu da İbn Ebi Talha, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir.

Üçüncüsü: Onlarda din olduğunu bilirseniz, bunu da Hasen, demiştir.

Dördüncüsü: Onların bundan hayır istediğini bilirseniz, bunu da Said b. Cübeyr, demiştir.

Beşincisi: Namazı kılarlarsa, bunu da Ubeyde es - Selmani, demiştir.

Altıncısı: Onlarda doğruluk ve vefakârlık bilirseniz, bunu da İbrahim, demiştir.

"Onlara Allah’ın size verdiği malından verin":

Bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: O, üzerlerine zekât farz olan zenginlere hitaptır, yazışan kölelere köle hissesinden vermeleri emredildi.

Atâ’ bu âyette İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivayet etmiştir: O köleler hissesi (fonu)dur, ondan yazışan kölelere verilir.

İkincisi: O, köle sahiplerine hitaptır, yazışan kölelerine bir şeyler vermeleri emredildi. Ahmed ile Şâfiî: Vermek vaciptir, demişlerdir. Ahmed onu yazışma bedelinin dörtte biriyle sınırlamıştır.

Şâfiî ise belli bir sınır yoktur, demiştir. Ebû Hanife ile Malik de: Vermek vacip değildir, demişlerdir. Rivayete göre Ömer b. Hattab’ın Ebû Ümeyye adında bir kölesi onunla yazıştı; va’desi gelince ona taksitini getirdi, o da: Ey Ebû Ümeyye, git bununla yazışman (bedelin) için yararlan, dedi (taksiti almadı, ikram etti). O da: Ey Mü’minlerin Emiri, bunu taksitlerin sonuna koysaydın, dedi. O da: Ey Ebû Ümeyye, o zamana çıkamayacağımdan korkuyorum, dedi, sonra da: Onlara

"Allah’ın size verdiği malından verin” âyetini okudu.

İkrime de: İslâm’da ilk yatırılan taksit bu idi, dedi.

"Genç cariyelerinizi fuhşa zorlamayın": Müslim, Sahih’inde Ebû Süfyan’ın Cabir’den rivayet ettiği hadiste şöyle demiştir: Abdullah b. Übey’in bir cariyesi vardı, ona: Git, fuhuş yap, bize ücret getir, derdi. Âyet bunun üzerine indi.

Müfessirler şöyle demişlerdir: Onun Muaze ile Müseyke adlarında iki cariyesi vardı, onları zinaya zorlar ve onlardan vergi alırdı. Cahiliyette böyle yaparlardı, cariyelerini kiraya verirlerdi. İslâm gelince, Muaze, Müseyke’ye: İçinde bulunduğumuz bu durum eğer hayır ise onu çok yaptık, eğer şer ise onu bırakma zamanımız geldi, dedi. Âyet de bunun üzerine indi.

Mukâtil de şöyle demiştir: Abdullah b. Übey’in Muaze, Müseyke, Ümeyme, Kuteyle, Amre ve Erva adlarında altı cariyesi vardı. Feteyat: Cariyeler demektir. Biğa da: Zinadır. Tahassun ise: İffetini korumaktır.

"Eğer namuslarını korumak isterlerse"nin manasında dört görüş halinde ihtilaf etmişlerdir:

Birincisi: Kelâm bir sebep üzerine söylenmiştir, o da zikrettiğimiz şeydir. Yasak o sebebi niteleyerek gelmiştir, yoksa bu, şart değildir.

İkincisi: Namusunu koruma istemek şunun için şart kılınmıştır; çünkü zorlama ancak koruma isteği olduğu zaman düşünülür. Eğer kadın namusunu korumak istemezse, tabiatıyla fuhuş yapar.

Üçüncüsü:

"İn” "iz” manasınadır, şuralarda olduğu gibi:

"Ve zeru ma bekıye miner riba in küntüm mü'minin” (Bakara: 278);

"veentümül a’levne in küntüm mü’minin” (Al-i İmran: 139).

Dördüncüsü: Kelâmda takdim ve tehir vardır, takdiri şöyledir: "Ve enkihul eyama... imaiküm in eredne tahassuna". Genç cariyelerinizi fuhşa zorlamayın

"dünya metaını istemeniz için": O da kazançları ve doğurdukları çocukları satmadır.

"Kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah, onları zorlamanın ardından çok bağışlayıcıdır” zorlanan cariyeleri

"çok merhamet edendir": İbn Abbâs, Ebû İmran el-Cevni ve Cafer b. Muhammed: Min ba’di ikrahihinne lehünne ğafurur rahim” okumuşlardır.

33 ﴿