37Birtakım adamlar ki, onları ne ticaret ne de alışveriş Allah’ın zikrinden, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Öyle bir günden korkarlar ki, onda gözler ve kalpler döner. "Adamlar vardır, onları alıkoymaz": Yani meşgul etmez, demektir. "Ne ticaret ne de alışveriş": İbn Saib şöyle demiştir: Tüccarlar: Mal celbedenlerdir. Satıcılar da: İkamet edenlerdir. Vakıdi de: Burada ticaret satın alma manasınadır, demiştir. Allah’ın zikrinden ne murat edildiği hususunda da üç görüş vardır: Birincisi: Farz namazdır, bunu da İbn Abbâs ile Atâ’, demişlerdir. Salim, İbn Ömer’den şöyle rivayet etmiştir: O, çarşıda idi, namaz için kamet getirildi, insanlar dükkanlarını kapatıp mescide girdiler; İbn Ömer de: Onları ne ticaret ne de alışveriş Allah’ın zikrinden alıkoymaz, âyeti bunlar hakkında indi, dedi. İkincisi: Allah’ın hakkını eda etmektir, bunu da Katâde, demiştir. Üçüncüsü: Allah’ı dil ile zikretmektir, bunu da Ebû Süleyman Dımeşki, demiştir. "Namazı dosdoğru kılmaktan": Yani vaktinde ve tam olarak kılmaktan, demektir. Eğer: "Allah’ın zikrinden namaz kılmak murat edilirse, onu tekrar etmenin manası nedir?” denilirse. Cevap şöyledir: O, onların namazı vaktinde eda ettiklerini açıklar. "Onda kalpler ve gözler döner": Bunun manasında da üç görüş vardır: Birincisi: Kimin kalbi öldükten sonra dirilmeye ve mahşerde toplanmaya iman ederse, kendisine va’dedilen şeyi görmekle basireti artar, kimin kalbi de başka türlü olursa, o da kıyamet olayına kesin inanacak hale gelir. Bunu da Zeccâc demiştir. İkincisi: Kalpler kurtuluş umudu ile helak korkusu arasında döner dolaşır. Gözler de döner; kitapların nereden, sağ taraftan mı yoksa sol taraftan mı verileceğine ve sağdan mı yoksa soldan mı tutulacaklarına bakar. Bunu da İbn Cerir, demiştir. Üçüncüsü: Kalpler döner, gırtlağa varır, gözler de siyahken maviliğe, görürken körlüğe döner. |
﴾ 37 ﴿