4

Eğer dilersek üzerlerine gökten bir mucize indiririz de hemen ona boyunları bükülür.

"İn neşe’ nünezzil": Ebû Rezin ile Ebû’l - Mütevekkil, ikisinde de ye ile

"in yeşe’ yünezzil” okumuşlardır.

"Eğer dileseydik üzerlerine gökten bir mucize indiririz de hemen ona boyunları bükülürdü": Fiili önce boyunlara verdi, sonra da

"hâdı’în” diyerek erkeklere verdi. Çünkü boyunlar bükülürse sahipleri de eğilir. Şöyle de denilmiştir: Boyunları ademoğullarının sıfatlarından olan bükülme ile niteleyince, fiili de o kalıpta çıkardı. Nitekim durum şu âyette de böyledir:

"Veşşemse velkamere raeytühüm li sacidin” (Yûsuf: 4). Bu, Ebû Ubeyde’nin tercihidir.

Zeccâc da şöyle demiştir: "Fezallet"in manası: Fetezallü"dür, çünkü ceza mazi kalıbıyla gelirse müstakbel manasına kullanılır, şurada olduğu gibi: İn te’tini ekremtüke (eğer bana gelirsen sana ikram ederim). Yani ükrimke, demektir.

"Hâdı’în” demesi, boyunların eğilmesinin sahiplerinin de eğilmesi olmasındandır. Şöyle ki, boyun eğmek ancak boyunların eğilmesiyle olacağından ona izafe edilen şeyle haber vermek câiz olmuştur. Nitekim şair de şöyle demiştir:

Yılların geçmesi benden aldılar,

Tıpkı son gecede gizlenen hilalin aydan aldığı gibi.

Yıllar ancak geçmekle olacağı için yıllardan haber vermiş ve geçmeyi ona izafe etmiştir.

Zeccâc şöyle demiştir: Tefsirde geldiğine göre a’nak büyükler ve reisler demektir. Lügatte a’nak ceaat manasına gelmiştir. Caeni unukun minen nas denir ki: Bana bir bölük insan geldi demektir. Bundan sonrasının tefsiri de: Enbiya: 2’de geçmiştir.

4 ﴿