18Nihayet karınca vadisine gelince, bir karınca: "Ey o karıncalar, yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmadan sizi kırmasınlar” dedi. "Nihayet geldiler": Yani yaklaştılar, "karınca vadisine": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: O, Taif’tedir, bunu da Ka’b, demiştir. İkincisi: Şam’dadır, bunu da Katâde, demiştir. "Kalet nemletün": Ebû Miclez, Ebû Recâ’, Âsım el - Cahderi ve Talha b. Mûsarrif, mimin zammı ile "nemületün” okumuşlardır. Yani karınca sesle bağırdı, bu ses anlamlı olduğu için ona söz dedi. Karınca da insan gibi konuşunca, ona da insan gibi kelime kullandı ve: "Girin (udhulu)” dedi. Allah o karıncaya bir mucize olarak Süleyman’ı tanımayı ilham etti. Allah karıncaya diğer hayvanlardan daha çok şey ilham etmiştir; bunlardan biri de sakladığı tohumu yeşermesin diye ikiye keser. Ancak kişniş tohumunu dörde keser; çünkü o ikiye bölünürse yeşerir. Ona bunu ilham eden Allah noksandan münezzehtir. O karıncanın niteliği hakkında iki görüş vardır: Birincisi: O, dişi koyun kadardı. Nevf eş - Şami de: Süleyman b. Dâvud zamanındaki karıncalar kurtlar gibiydi, demiştir. İkincisi: O, küçük bir karınca idi. "Udhulu mesakineküm": Übey b. Ka’b, Ebû’l - Mütevekkil ve Âsım el - Cahderi, tekil olarak "meskeneküm” okumuştur. "Vela yahtımenneküm": Hatm: Kırmak, demektir. Übey b. Ka'b ile Ebû Recâ’, lamdan sonra elifsiz olarak "leyahtımenneküm” okumuşlar; İbn Mes’ûd da, yenin fethi, hanın sükunu, tı şeddesiz, mîm sakin ve nunun da hazfi ile "lâ yahtımküm” okumuşlardır. Eban da yenin fethi, hanın sükunu yine nun da sakin, tı da şeddesiz olarak "yahtımenküm” okumuştur. Ebû’l - Mütevekkil ile Ebû Miclez, yenin fethi, hanın kesri, tı da şeddeli ve nun ile "lâ yehıttıhenneküm” okumuşlardır, İbn Semeyfa, İbn Ya’mur ve Âsım el - Cahderi de yenin ref’i, hanın sükunu, tı hafif ve nun da şeddeli olarak "yuhtımenneküm” okumuşlardır. Hatm: Kırmaktır, hutam da: Kırık kırpık şeylerdir. Mukâtil de: Süleyman karıncanın konuşmasını üç mil mesafeden duydu, demiştir. "Farkında olmadan": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: Süleyman’ın adamları karıncanın sözünün farkında olmadılar. Bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Süleyman’ın adamları sizin yerinizi bilmezler, zira o karınca onun zalim olmayan bir kral olduğunu biliyordu. Eğer onlar karıncaları bilselerdi sizi çiğnemezlerdi. Bunu da Mukâtil, demiştir. |
﴾ 18 ﴿