19

(Süleyman) onun sözünden gülerek tebessüm etti, bana ve ebeveynime ihsan ettiği nimete şükretmemi ve razı olacağı iyi amel etmemi bana ilham et. Ve beni rahmetinle iyi kullarının arasına girdir” dedi.

"Gülerek tebessüm etti":

Zeccâc şöyle demiştir:

"Dahiken” tekit edici haldir, çünkü "tebesseme”

"dahike (güldü)” manasınadır.

Müfessirler de şöyle demişler: Karıncanın dediği şeye şaşarak güldü. Onu övmesinden güldü diyenler de vardır. Bazı Âlimler şöyle demişler: Bu âyet Kur’ân’ın en acayip âyetlerindendir; çünkü

"ya” diye seslendi,

"ey o” diye uyardı,

"enneml” diyerek tayin etti,

"girin” diyerek emretti,

"yuvalarınıza” diyerek vurguladı,

"sakın sizi çiğnemesinler” diyerek ikaz etti,

"Süleyman” diyerek özel isim kullandı,

"ve askerleri” diyerek genelleme yaptı,

"bilmeden” diyerek özür beyan etti.

"Kale rabbi evzi’ni": İbn Kuteybe, bana ilham et, demiştir. İyza’: Bir şeye kışkırtmaktır. Evza’tuhu bikeza, denir ki: Ona kışkırttım, demektir. Ve hüve muvezzeun bikeza ve muleun bikeza denir ki: Bir şeye düşkün olmaktır. Zeccâc, lügatte tevili şöyledir, demiştir: Beni nimetine şükrün dışında her şeyden çek. Daha açıkçası: Beni senden uzaklaştıracak şeyden uzaklaştır, demektir.

"Amel etmemi": Yani bana amel etmemi ilham et,

"razı olacağın iyi bir amel":

Müfessirler şöyle demişler. Allah'a şükretmesi şundandır; çünkü rüzgar ona karıncanın sesini getirdi, o da onu anladı.

19 ﴿