21

"Ona mutlaka şiddetli bir işkence edeceğim yahut onu mutlaka boğazlayacağım yahutta mutlaka bana açık bir delil getirir!"

"Ona mutlaka şiddetli bir azapla işkence edeceğim":

Bunda da altı görüş vardır:

Birincisi: Tüyünü yolmaktır, bunu da cumhûr ile İbn Abbâs, demiştir.

İkincisi: Tüyünü yolup güneşe atmaktır, bunu da Abdullah b. Şeddad, demiştir.

Üçüncüsü: Ayaklarını bağlayıp güneşe atmaktır, bunu da Dahhâk, demiştir.

Dördüncüsü: Onu katrana batırıp güneşe atmaktır, bunu da Mukâtil b. Hayyan, demiştir.

Beşincisi: Onu kafese tıkamaktır.

Altıncısı: Onu arkadaşından ayırmaktır, bu ikisini Sa’lebî nakletmiştir.

"Ev leye’tiyenni": İbn Kesir, iki nunla

"ev yele’tiyenneni” okumuştur. Onların Mushaflarında da böyledir. Sultan ise: Delil demektir. Özür diyenler de olmuştur.

Tefsirde şöyle gelmiştir: Süleyman yolda konaklayınca, Hüdhüd: O, yere inmekle meşgul, ben de yükseleyim, dünyanın enine boyuna bakayım, dedi. Yükseldi, Belkıs’ın bahçesini gördü. Yeşilliğe doğru süzüldü, bahçeye kondu. Başka bir Hüdhüdle karşılaştı: "Nereden geliyorsun?” dedi. O da: Şam’dan, sahibim Süleyman’ın yanından, "sen nereden geliyorsun?” dedi. O da:

"Bu ülkeden, Kraliçesi de Belkis adında bir kadındır, benimle onun mülkünü görmeye gider misin?” dedi. O da: Süleyman’ın namaz vakti suya ihtiyacı olacağı için beni aramasından korkuyorum, dedi. O da: Sahibine bu haberi götürürsen sevinir, dedi. O da onunla gitti, Belkıs’a ve mülküne baktı.

21 ﴿