22

Az durdu, (Hüdhüd): "Senin kavramadığın bir şeyi kavradım ve sana Saba (ülkesin)den kesin bir haber getirdim” dedi.

"Femekese gayra baidin": Cümhur kâfin zammı ile okumuş, Âsım da fethi ile okumuştur.

İbn Mes’ûd da te ziyadesiyle "fetemekkese” okumuştur.

Mana da: Çok geçmeden geldi, demektir. Süleyman: "Niye geciktin?” dedi. O da:

"Senin kavramadığın şeyi kavradım” dedi. Yani bir şeyi senin bilmediğin şekilde her taraftan öğrendim, dedi.

"Ve ci’tüke min Sebein bi nebein yakin":

İbn Kesir ile Ebû Amr, gayri munsarif olarak nasb ile "sebee” okumuşlar; diğerleri de tenvinli olarak çerle okumuşlardır. Hadiste şöyle gelmiştir: Sebe’ Araplardan bir adamdır.

Katâde: O, Yemen’de Me’rib denen bir yerdir, demiştir. Ebû’l - Hasen Ahfeş de: İstersen "sebeen” der munsarif eder, onu atalarının ismi veya semtin ismi yaparsın, istersen gayri munsarif yapar onu kabilenin veya bir yerin ismi yaparsın.

Zeccâc şöyle demiştir: Nahivcilerden bir topluluk onun bir adam olduğunu söylemişlerdir. Diğerleri de şöyle demişlerdir: İsmin ne olduğu bilinmezse, gayri munsarif olur. Her ki, görüş de hatalıdır, çünkü isimlerin hakkı munsarif olmaktır, eğer ismin müzekker veya müennes olduğu bilinmezse, gayri munsarif olduğu bilininceye kadar onun hakkı munsarif olmaktır. Çünkü Sebe’ Yemen’de Me’rib diye bilinen bir yerdir. Sana’ya olan uzaklığı üç günlük yoldur. Kim de onu munsarif yapmazsa onu şehir ismi yapar. Kim de munsarif kılarsa onu beled (yer) ismi yapar. O zaman müzekker ismi konulmuş bir müzekker olur.

"Kesin bir haberle": Doğru bir haberle demektir.

22 ﴿