40Yanında kitaptan bir bilgi olan (birisi): "Ben onu sana gözün sana dönmeden getiririm” dedi. (Süleyman) onu yanında durur görünce: "Bu, Rabbimin lütfundandır. Şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim, diye beni denemesi için. Kim şükrederse, ancak nefsi için şükreder. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Rabbin zengindir, kerem sahibidir” dedi. Süleyman: Ben daha hızlı istiyorum, dedi. "Yanında kitaptan bilgi olan biri şöyle dedi": Bu, insan mıdır yoksa melek midir? Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: İnsandır, bunu da İbn Abbâs, Dahhâk ve Ebû Salih, demişlerdir. Sonra bunda da dört görüş vardır: Birincisi: O, İsrâil oğullarından bir adamdır, adı da Asaf b. Berhiya’dır. Bunu da Mukâtil, demiştir. İbn Abbâs şöyle demiştir: Asaf dua etti - Asaf, Süleyman’ın yanında elinde kılıç duruyordu - Allah melekler gönderdi; onlar tahtı yerin altından toprağı yara yara getirdiler, Süleyman’ın huzurunda toprak delindi, meydana çıktı. İkincisi: O, Süleyman aleyhisselam’dır. Bir adam ona: Onu sana gözünü açıp kapamadan önce getiririm, deyince, o da: Getir, dedi. O da: Sen peygamber oğlu peygambersin, eğer Allah’a dua edersen onu sana getirir, dedi. O da dua etti, Allah da onu getirdi. Bunu Muhammed b. Münkedir, demiştir. Üçüncüsü: O, Hızır'dır, bunu da İbn Lehiâ demiştir. Dördüncüsü: O, bir abitti, denizde bir adadan çıktı, Süleyman’ı buldu, o da dua etti, taht getirildi. Bunu da İbn Zeyd, demiştir. İkincisi: O, meleklerdendi. Sonra da bunda iki görüş vardır: Birincisi: O, Cebrâil aleyhisselam’dır. İkincisi: Meleklerden bir melektir, Allah onunla Süleyman’ı destekledi. Bu ikisini Sa’lebî nakletmiştir. Kitaptan bilgisi hakkında da üç görüş vardır: Birincisi: O, ism-i azamdır, bunu da İbn Abbâs, Mücâhid, Katâde ve cumhûr demişlerdir. İkincisi: O, Süleyman’ın Belkıs’a yazdığı mektup hakkında bilgidir. Üçüncüsü: O, Allah’ın, âdemoğullarına yazdığının bilgisidir. Bu da onun melek olmasına göredir. İki görüşü de Maverdi nakletmiştir. "Gözün sana dönmeden önce": Bunda da dört görüş vardır: Birincisi: Baktığın şeyin en uzağı sana gelmeden önce, bunu da Said b. Cübeyr, demiştir. İkincisi: En uzağa baktığın zaman gözün sana dönmeden önce, bunu da Vehb, demiştir. Üçüncüsü: Devamlı baktığın zaman gözün yorgun olarak sana dönmeden önce, bunu da Mücâhid, demiştir. Dördüncüsü: Gözünü açıp kapatacak kadar, bunu da Zeccâc, demiştir. Mücâhid de: Ye zelcelali velikram diye dua etti, demiştir. İbn Saib de, sadece: Ya hayyu ya kayyum, dedi, demiştir. "Felamma raahu": Kelâmda söylenmeyen sözler vardır, takdiri şöyledir: Allah’a dua etti, taht da getirildi, "Süleyman onun yanında durduğunu görünce": Yani huzurunda sabit görünce, "bu dedi": Yani muradın hasıl olması. "Şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim?": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: Bana getirilen taht için şükür mü edceğim yoksa dünyalıkta benden aşağı birinin benden daha bilgili olmasına karşı nankörlük mü edeceğim? Bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Bunun bana Allah’ın bir lütfü olduğuna şükür mü edeceğim yoksa O na şükrü terk ederek nankörlük mü edeceğim? Bunu da İbn Cerir, demiştir. |
﴾ 40 ﴿