49Dediler: "Allah’a yemin edin, gece ona ve ailesine elbette baskın yapacağız, sonra da ailesine: "Biz, ailesinin helakine şahit olmadık ve biz şüphesiz elbette doğru söylüyoruz” deriz. "Dediler": Kendi aralarında "Allah'a yemin edin": Allah’a ant için "gece ona elbette baskın yapacağız": Yani elbette Salih'i öldüreceğiz, "ve ailesini” geceleyin. "Sümme lenekulenne": Hamze ile Kisâi, ikisinde de te ile "letübeyyitünnehu ve ehlehu sümme letekulünne” okumuşlar; Mücâhid, Ebû Recâ’ ve Hamid b. Kays de merfu ye ve te ile "leyübeyyitünnehu"; meftuh ye, merfu kaf, sakin ve merfu lâm ile "sümme leyekulünne” okumuşlardır. "Velisine": Yani kanını isteyene, eğer bize sorarsa "şahit olmadık": Yani hazır bulunmadık, "mehlike ehlihi” (ailesinin helakine): Çoğunluk mimin zammı ve “Lâm” ın fethi ile okumuşlardır. Mehlik’in helak etmek manasına mastar olması da câizdir, ism-i mekân olması da câizdir. Ebû Bekir ve Eban da Âsım dan, helak manasına mimin ve “Lâm” ın fethi ile (mehlek) rivayet etmişlerdir. Heleke yehlikü mehleken, denir. Ondan Hafs ile Mufaddal da, ism-i mekân olarak mimin fethi ve “Lâm” ın kesri ile (mehlik) rivayet etmişlerdir. Manası da: Biz onun helak olduğu yerde hazır değildik, demektir. İşte tuzakları bu idi. Allah da onları bununla cezalandırıp helak etti. Nasıl helak oldukları hususunda da dört görüş vardır: Birincisi: Onlar kılıçlarını çekerek Salih’in evine geldiler; melekler de onlara taş atarak onları öldürdü. Bunu İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Allah onların üzerine bir kaya parçası aüp onları öldürdü. Bunu da Katâde, demiştir. Üçüncüsü: Onlar Salih’in gelmesini beklemek üzere bir mağaraya girdiler; Allah da üzerlerine bir kaya parçası gönderdi; mağaranın kapısını tıkadı. Bunu da İbn Zeyd, demiştir. Dördüncüsü: Onlar birbirlerini beklemek üzere bir dağın eteğine kondular, dağ da üzerlerine devrilip onları helak etti. Bunu da Mukâtil, demiştir. |
﴾ 49 ﴿