14Yemin olsun, Nûh'u kavmine gönderdik. Aralarında elli sene hariç bin yıl kaldı. Onlar zâlimler iken onları tufan yakaladı. "Yemin olsun, Nûh'u kavmine gönderdik": Bu kıssada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e teselli vardır, çünkü kendinden önceki peygamberlerin denendiklerini bildirmiştir. Bunda şirkin üzerinde duranlara da ağır tehdit vardır; onlara mühlet verilse de Nûh kavmine daha çok mühlet verilmiş, sonra yakalanmışlardır. "Aralarında elli sene hariç, bin yıl kaldı": Nûh’un ömründe beş görüş halinde ihtilaf etmişlerdir: Birincisi: O, kırk yaşından sonra peygamber gönderildi, kavminin arasında elli yıl hariç, bin sene kalıp onları dine davet etti. Tufandan sonra da altmış yıl yaşadı. Bunu Yûsuf b. Mihran, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. İkincisi: Onların arasında elli yıl hariç, bin sene kaldı, ondan sonra da yetmiş yıl yaşadı. Bütün ömrü b. yirmi yıldır. Bunu da Ka’bu’l - Ahbar, demiştir. Üçüncüsü: O, üç yüz elli yaşında iken peygamber gönderildi, aralarında elli yıl hariç, bin sene kaldı. Bundan sonra da üç yüz elli yıl yaşadı. Bunu da Avn b. Ebi Şeddad, demiştir. Dördüncüsü: Onları dine davet etmeden önce aralarında üç yüz sene kaldı, onları üç yüz sene de davet etti. Tufandan sonra da üç yüz elli sene kaldı. Bunu da Katâde, demiştir. Vehb b. Münebbih de: Elli yaşında peygamber gönderildi, demiştir. Beşincisi: Bu âyet, onun tüm ömrünü bildirmiştir. Bunu da Maverdi nakletmiştir. Eğer: "Elli yıl hariç” demesinin ne faydası vardır? Dokuz yüz elli sene deseydi?” denilirse. Cevap şöyledir: Bundan maksat sayıyı çoğaltmak (abartmak)tır. Bin kelimesi daha abartılı ve sayısı daha çok bir lafızdır. Zeccâc da şöyle demiştir: İstisnanın manası Arap dilinde tekit etmektir; meselâ: Bana kardeşlerin geldi, ancak Zeyd hariç, sözü topluluğun geldiğini tekit eder, Zeyd’i ise çıkarır. Bir şeyin yarısını istisna etmek çok çirkindir, Arap bunu konuşmaz. Ancak eksiltmeyi konuştuğu gibi istisnayı da telaffuz eder. Yanımda bir dirhem vardır, bir kırat eksik, dersin. Eğer: Yarısı eksik, dese idin: Yanımda yarım dirhem vardır, derdin. İstisna Arap dilinde ancak çoktan azı çıkarmak için yapılır. "Onları tufan yakaladı": Bunda da üç görüş vardır: Birincisi: ölümdür, Hazret-i Âişe, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den "onları tufan yakaladı” kavlinde "ölümdür” dediğini rivayet etmiştir.1 İkincisi: Yağmur, bunu da İbn Abbâs, Sa'd b. Cübeyr ve Katâde, demişlerdir. İbn Kuteybe de: O, şiddet!: yağmurdur, demiştir. Üçüncüsü: Suya boğulmadır, bunu da Dahhâk, demiştir. Zeccâc şöyle demiştir: Tufan: Her şeyden olur; meselâ bir topluluğu kuşatan her çok şeye denir, birçok şehri içine alan yağmur: Tufandır. Hızlı soykırım, ölet de tufandır. "Onlar zâlimlerdir": İbn Abbâs: Kâfirlerdir, demiştir. |
﴾ 14 ﴿