30

Yüzünü bir muvahhit olarak dine çevir. Allah’ın, insanları onun üzerine yarattığı fıtratına. Allah'ın yaratması için değişiklik yoktur. İşte doğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmezler.

"Yüzünü çevir":

Mukâtil: Dinin Islâm’ı halis eyle

"dine"; Yani tevhide, demektir.

Ebû Süleyman Dımeşki de şöyle demiştir: Dinini Allah’ın seni yönelttiği yöne döndür. Başkası da: İşini doğrult, demiştir. Âyette geçen vech: Yönelinen şeydir. İnsanın ameli ve dini de: Doğrultmak ve düzgün hale getirmek için yöneldiği şeydir.

"Hanifen":

Zeccâc şöyle demiştir: Hanif, bir şeye yönelip de ondan dönmeyen kimsedir, tıpkı ayaktaki dışa dönük sakatlık gibi. Böylesi bir kimse bunu bir türlü değiştiremez. "Fıtratallahi": Mensubtur, mana da: İttebi’ fıtratallahi demektir. Çünkü "feekım vecheke"nin manası: Dosdoğru dine tabi ol, Allah’ın fıtratına tabi ol, yani dinine tabi ol, demektir. Fıtrat: Allah’ın insanları onun üzerine yarattığı karakterdir. Aleyhisselam'ın: Her doğan çocuk fitral üzerine doğar, sözü de böyledir 2 ki, Allah'a iman üzere doğar demektir.

Mücâhid de:

"Allah’ın, insanları yarattığı fıtrat” kavli üzerinde: O, İslâm’dır, demiştir,

Katâde de böyle demiştir. Zeccâc'ın işaret ettiği şey daha doğrudur.

İbn Kuteybe de onu tutup şöyle demiştir: Bu hadiste bizimle kadercilerin arasındaki fark şudur: Onlara göre fıtrat; İslâm'dır, bize göre ise Allah’ı ikrar etmek, O’nu tanımaktır; İslâm değildir. Fıtratın manası: Yaratılışın başı demektir. Allahü teâlâ:

"Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (A'raf: 172) dediği zaman herkes bunu ikrar etti. O'ndan başka birine ibadet etse, Ona başka bir isim verse de O’nun bir yaratıcısı, bir idarecisi olduğunu ikrar etmeyen bir kimse bulamazsın. Hadisin manası da şöyledir: Âlemdeki her çocuk o söz ve ilk ikrar üzeredir; o da fıtrattır. Sonra Yahudiler çocuklarını Yahudi eder, yani onlara bunu öğretirler. İlk ikrara terettüp eden bir hüküm ve sevap yoktur. Bunun bir benzerini de Ebû Bekir el - Esrem, demiştir. Buna şunu delil getirmiştir: insanlar şunun üzerinde müttefiktirler ki, Müslüman kafire mirasçı olmaz, kâfir de Müslüman'a mirasçı olmaz. Sonra şunda da İttifak ettiler ki, bir Yahudi ölür de küçük bir çocuğu kalırsa, ona mirasçı olur. Hıristiyan ve Mecusi de beyledir. Eğer fıtratın manası İslâm olsa idi, ona ancak Müslümanlar mirasçı olurdu. Aleyhisselam Efendimiz: Her yeni doğan çocuk fıtrat üzere doğar derken, Âdem’in sulbünden çıkarılırken vahdaniyet ikrar ettikleri o başlangıcı murat etmiştir. Onlardan kimi daha sonra bu ikrarı inkâr etti. İyad b. Himar’ın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği hadis de böyledir: Aziz ve celil olan Allah buyurdu: Ben kullarımı hanif (muvahhit) olarak yarattım. 3 Şöyleki onları kalu belâ gününde (elestü bezminde) ancak bir kelimeyi söylemeye davet etti. Onlar da buna müsbet cevap verdiler.

2 - Buhârî, Cenaiz, bab, 80, 93; Tefsirü sûre Rum, bab, 1; Müslim, Kader, hadis no, 22, 25; Ahmed, Müsned, 2/233, 275, 393.

3 - Bu, Müslim'in, Sahih'inde, Sıfatül cennet kitabında rivayet ettiği uzun bir hadisin parçasıdır: Şunu bilin ki, Rabbimin bilmediğiniz şeylerden bugün bana öğrettiğini size öğretiyorum: Kuluma verdiğim her mal helaldir. Ben bütün kullarımı muvahhit olarak yarattım. Şeytan onlara geldi, onları dinlerinden döndürdü, benim helâl ettiğimi onlara haram etti. Hakkında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emretti. Allah yeryüzündekilere baktı, Arab'ına ve acemine buğzetti, ancak ehl-i kitaptan kalan birkaç kişi hariç. Ve şöyle dedi: Ben seni ancak denemek ve benimle imtihan etmek için gönderdim...

"Allah’ın yaratması için değişiklik yoktur": Bunun lâfzı menfi ise de manası yasaklamadır, takdirde: Allah’ın yarattığını değiştirmeyin, demektir.

Bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: O, hayvanları enemektir (hadım etmektir), bunu da Ömer b. Hattab radıyallahu anh, demiştir.

İkincisi: Allah’ın dinidir, bunu da Mücâhid, Said b. Cübeyr, Katâde, Nehaî vd. demişlerdir. İbn Abbâs’tan da iki görüşün benzeri rivayet edilmiştir.

"İşte doğru din budur": Yani dosdoğru tevhid budur, demektir.

"Ancak insanların çoğu” yani Mekke kâfirleri

"bilmezler” Allah'ın birliğini.

30 ﴿