40Allah O (zat) ki, sizi yarattı, sonra size rızık verdi. Sonra sizi öldürecek, sonra da sizi diriltecektir. Ortaklarınızdan bunların hiçbirini yapan var mı? O münezzehtir ve onların şirk koştukları şeyden pek yücedir. "Verdiğiniz faiz": Bunda da dört görüş vardır: Birincisi: Burada riba (faiz) bir adamın bir adama daha fazla karşılık maksadıyla verdiği hediyedir. Bu da İbn Abbâs, Said b. Cübeyr, Mücâhid, Tâvûs, Dahhâk, Katâde ve Kurazi'nin görüşleridir. Dahhâk şöyle demiştir: Bunda sevap da günah da yoktur. Katâde de şöyle demiştir: Allah bunu kabul etmez de mükafat vermez de, bunda vebal de yoktur. İkincisi: O, yasaklanan faizdir, bunu da Hasen Basri, demiştir. Üçüncüsü: Bir adam, zengin olsun diye bir akrabasına mal verir; bundan da Allah'tan sevap beklemez. Bunu da İbrahim Nehaî, demiştir. Dördüncüsü: Bir adam kendine hizmet edene Allah için değil de hizmeti için bir şeyler verir. Bunu da Şa’bî, demiştir. "Liyerbuve fi emvalin nasi": Nâfi ile Ya’kûb te ve sakin vav ile "literbüv” okumuşlardır, yani insanların mallarını celp ve cezp etmek için, demektir. "Allah katında artmaz": Yani temizlenmez ve katlanmaz, çünkü siz fazla karşılık beklediniz, Allah’a yaklaşmak istemediniz. "Verdiğiniz zekâtı ise": Yani karşılık beklemeden verdiğiniz sadakayı ise, Allah katındaki karşılığını bekleyerek verirsiniz. "İşte onlar sevaplarını katlarlar": İbn Kuteybe: Sevabını kat kat ve fazlasıyla bulurlar, demiştir. Zeccâc da: Sevapları kat kat olur, demiştir, buradaki mud'if, sevabı kat kat olan manasınadır, nitekim: Reciilün mukvin denir ki, kuvvetli demektir. Musiı denir ki, zengin demektir. |
﴾ 40 ﴿