41

İnsanların elleriyle kazandıkları şeyler yüzünden karada ve denizde bozukluk görüldü ki, yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın. Belki dönerler.

"Karada ve denizde bozukluk görüldü":

Bu bozuklukta dört görüş vardır:

Birincisi: Bereketin azalmasıdır, bunu da İbn Abbâs, demiştir.

İkincisi: Günahların irtikâp edilmesidir, bunu da Ebû'l - Aile, demiştir.

Üçüncüsü: Şirktir, bunu da Katâde ile Süddi, demişlerdir.

Dördüncüsü: Yağmurun azalmasıdır, bunu da Atıyye, demiştir.

Kara (berr) ise:

İbn Abbâs: Yanında ırmak olmayan çöldür, demiştir.

Denizde de iki görüş vardır:

Birincisi: O, nehir kıyısındaki şehir ve köylerdir. Bunu da İbn Abbâs, demiştir.

İkrime de şöyle demiştir: Ben bu denizinizdir demiyorum, fakat bütün mamur kentlerdir, diyorum.

Katâde de şöyle demiştir: Karadan maksat: Çöllerdekiler, denizden maksat da: Kentlerdekilerclir.

Zeccâc şöyle demiştir: Denizden maksat: Nehir kıyılarında olan şehirlerdir, sulu her yere deniz, denir.

İkincisi: Bilinen geniş sudur,

Mücâhid şöyle demiştir: Karada bozukluğun görülmesi: Âdem’in oğlu Kabil’in Habil'i öldürmesidir; denizde bozukluğun görülmesi de bütün gemileri gasp ederek alan zalim hükümdardır. Atıyye'ye:

"Denizdeki bozukluk nasıl olur?” dediler, o da: Yağmur az olursa, denizden çıkan şeyler azalır, dedi.

"İnsanların ellerinin kazandığı şeyler yüzünden": Yani yaptıkları günahlar yüzünden demektir. "Liyüzikahüm": Ebû Abdurrahman es - Sülemi, İkrime, Katâde, İbn Muhaysın, Reviı de Ya’kûb ’tan, Kunbul da İbn Kesir'den rivayet ederek nun ile "linüzikahunı” okumuşlardır.

"Yaptıklarının bir kısmını": Yani bazı amellerinin cezasını tatsınlar, demektir. Meselâ kıtlık bir cezadır, bereketin azalması bir cezadır, günah işlemek de yine günahlarının peşin verilen cezasıdır.

"Belki dönerler":

İşaret edilen kimseler hakkında iki görüş vardır:

Birincisi: Onlar, ceza çekenlerdir,

sonra dönmelerinde de iki görüş vardır:

Birincisi: Günahlardan dönerler, bunu da Ebû’l - Âliyye demiştir.

İkincisi: Hakka dönerler, bunu da İbrahim, demiştir.

İkincisi: Onlar arkadan gelenlerdir, mana da: Belki onlardan sonra gelenler dönerler, demektir. Bunu da Hasen, demiştir.

41 ﴿