17Hiçbir kimse, yaptıklarına mükafat olarak kendilerine ne gibi göz aydınlığı saklandığını bilmez. "Fela ta’lemu nefsun ma uhfıye lehüm": Hamze ile Ya’kûb sakin ye ile "uhfiy” okumuşlardır. Zeccâc da şöyle demiştir: Bunda bu Âyetten murat edilenin gece yansı kılınan namaz olduğuna delil vardır; çünkü o, insanın gizli tuttuğu bir ameldir; mükafatları da "kendilerine gizlenen şey” ifadesiyle karşılanmıştır. "Uhfiye” diye yenin fethası ile okursan, meçhul fiil-i mazi kabul etmiş olursun, manası da mazi fiiline göre olur. Sakin okursan, mana: Benim onlar için gizlediğim şeklinde olur, Allahü teâlâ’dan haber verilmiş olur. Hasen Basri de böylece Uhfi lehlim okumuş; gizliye gizli, açığa açık mükafat verilir, demiştir. Ebû Hureyre de Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den şu kudsi hadisi rivayet etmiştir: Ben iyi kullarıma gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hiçbir insanın kalbine gelmediği şeyler hazırladım. Delili de "hiçbir nefis kendileri için saklanan şeyleri bilmez, âyetidir. "Min kurreti a’yünin": Ebudderda, Ebû Hureyre, Ebû Abdurrahman es-Sülemi, Şa’bî ve Katâde, cemi sığası üzere elifle "min kurrati a’yunin” okumuşlardır. 4- Buhârî, Tevhid, bab, 35; Bed'ül - Halk, bab, 8; Tefsirü sûre 32, bab, 1; Müslim, iman, hadis no, 312; Sıfatü'l - Cennet, hadis no, 2 - 5; Tirmizî, Sıfatü'l - Cennet, hadis no, 15; Tefsirü sûre 32, bab 2 ve Sûre 56, bab, 1; İbn Mâce, Zühd, bab, 39; Ahmed, Müsned,2/313, 407,416,462,466,495,506. |
﴾ 17 ﴿