10Yemin olsun, gerçekten Dâvud’a bizden bir lütuf verdik. "Ey dağlar ve kuşlar, onunla beraber (tesbihi) tekrarlayın” dedik. Ona demiri yumuşattık. "Yemin olsun, gerçekten Dâvud’a bizden bir lütuf” verdik": O da peygamberlik, Zebur, dağların ve kuşların emrine verilmesi ve Allah'ın verdiği sair nimetlerdir. "Ey dağlar, ununla beraber tekrarlayın": Halebi, Ahdülvaris’ten hemzenin zamnu ve şeddesiz olarak "Übiy” okumuştur: Zeccâc da, mana şöyledir, demiştir: Onunla beraber tesbih edin ve tekrarlayın. Kim "ûbiy” okursa, manası: O tesbihe döndükçe siz de tekrar edin, demektir. İbn Kuteybe de şöyle demiştir: "Evvibiy": Tesbih edin, demektir. Te’vib, yürüyüşle kullanılan bir deyimdir ki, o da bütün gün yürüyüp gece konaklamaktır. Sanki bütün gün geceye kadar tesbih edin demek istemiştir. "Vettayra": Ebû Rezin, Ebû Abdurrahman es-Sülemi, Ebû’l-Âliyye ve İbn Ebi Able, ref ile "veltayru” okumuşlardır. Mensûb okumaya gelince: Ebû Amr b. el - Alâ: O, "velekad ateyna davude minna fadla"nın üzerine ma’tûftur, demiştir. "Vettayra": Ve sahherna lehut tayra demektir. Zeccâc da münada olarak mensûb olması da câizdir, demiştir, sanki: Deavnel cibale vettayre demiş gibi olur. Bu durumda tayr cibalin mahalline atfedilmiş olur. Basra ekolüne göre bütün münadalar mahallen mensubtur. Ref ise iki cihetledir: Birincisi: "Evvibi"nin üzerine affedilmesidir, Mana da şöyle olur: Ya cibalü recciit tesbihe meahu enti vettayru. İkincisi: Nida üzere merfudur, mana da: Ya cibalü evvibi veya eyyühel tayru evvibi maahu, demektir. İbn Abbâs şöyle demiştir: O tesbih ettiği zaman kuşlar da onunla beraber tesbih ederdi. Okuduğu zaman onu duyan her canlı okumasını dinler ve ağlamasına katılırdı. Vehb b. Münebbih de şöyle demiştir: Dağlara: Tesbih edin, kuşlara da: Cevap verin, der, sonra da bu arada o Dâvudi sadasıyla Zebur okurdu, insanlar ondan daha hoş bir şey görmez ve ondan daha tatlı bir şey işitmezlerdi. "Demiri ona yumuşattık": Yani onun için yumuşak hale getirdik, demektir. Katâde şöyle demiştir: Allah demiri ateşe değmeden emrine vermişti, onu eliyle düzeltirdi, onu ateşe sokmaz, çekiçle dövmezdi. İlk zırh yapan odur, ondan önce tabaka halinde idi. |
﴾ 10 ﴿