11

"Bol bol zırhlar yap ve dokumada ölçü(yü gözet). (Ey Dâvud hanedanı), iyi şeyler yapın. Şüphesiz ben yaptıklarınızı görmekteyim.

"Eni'mel sabiğatin": Zeccâc, mana şöyledir, demiştir: Ona yap, dedik. Bu da "lien yamele” manasında olur. Sabiğatin: Geniş zırhlar, demektir. Sıfatı zikretmekle yetinmiştir; çünkü mevsuf anlaşılmaktadır.

Müfessirler şöyle demişlerdir: Dâvud demiri eliyle tutar, onu hamur gibi yoğurur, istediği şekli verirdi. Yarım günde zırh yapar, onu çok paraya satardı. Ondan yer ve sadaka verirdi. Sabiğat: Giyenin vücudunu baştan aşağı örtüp daha da fazla kalan ve yerde sürünen geniş zırha denir.

"Dokumada ölçüyü gözer": Yani onu ihtiyaca göre ve gereği kadar yap, demektir.

İbn Kuteybe şöyle demiştir: Serd: Dokuma demektir. Onun için zırh yapana: Serrad ve zerrad, denir, tıpkı serrad ve zerrad gibi. Burada sin ze ile değiştirilmiştir, meselâ serral ve zerrat denir.

Zeccâc şöyle demiştir: Serd lügatle bir şeyi sunup arka arkaya yapmaktır. Serede fidanım elhadise bundandır ki, duraklamadan konuşmaktır.

Kelâmın manasında da iki görüş vardır:

Birincisi: Çiviyi halkaya ölçülü geçirmek; onu küçük yapmaktır; yoksa oynar, büyük de yapmamaktır, aksi takdirde halka ayrılır. Bunu da Mücâhid, demiştir.

İkincisi: Halkalarını geniş yapmamaktır, o zaman giyeni korumaz. Bunu da Katâde, demiştir.

"iyi şey yapın": Dâvud hanedanına hitaptır.

11 ﴿