10

Ancak bir kapış kapan hariç. Onu da delici bir alev takip eder.

"İlla men hatıfel hatfete": İbn Semeyfa, binin fethi, tının kesri ve şeddesiyle

"hattıfe” okumuşlardır. Ebû Recâ’ ile Cahderi de hının ve tının ikisinin de kesri ve şeddesiz olarak okumuşlardır.

Zeccâc şöyle demiştir: Hatafe ve hatıfe, tı meftuh da olur, meksur da olur. Keza: Hataftü ahtıfü ve hatıftü ahtafü da denir ki, bir şeyi süratle almaktır (kapmaklır). Hının fethi ve tının şeddesiyle

"illâ men haltafe” okumak du câizdir; hının kesri ve tının fethi ile

"hıtafa” okumak da câizdir ki, mana: İhtetafa, demektir; te tıya idgam edilmiş, hı harekeli olduğu için elif düşmüştür. Kim hıyı fethalerse, ona

"ihtetafa"daki tenin fethasini atar. Kim de hıyı kesre ile okursa, onun ve tının sakin olduğu için yapar. Hının ve tının kesri ile

"hıtıf” okumanın dayanağı yoktur, ancak zayıf bir dayanağı vardır; o da tının hının kesresine uymasıdır.

Müfessirler, mana şöyledir, demişlerdir: Ancak meleklerin sözlerinden bir aşırma yapan hariç.

"Onu da takip eder” yani arkasına düşer

"delici bir alev":

İbn Kuteybe: Parlak bir yıldız, demiştir. Eskıb nareke denir ki, ateşini harlandır, demektir. Sükub da: Ateşi harlandıran şeydir.

10 ﴿