29

Onlara gök de yer de ağlamadı ve onlara mühlet de verilmedi.

"Onlara gök ağlamadı": Yani Fir’avn ailesine, demektir.

Bunun manasında da üç görüş vardır:

Birincisi: O gerçektir, Enes b. Malik, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: Her müslümanın mutlaka gökte iki kapısı vardır; birinden ameli yükselir, birinden de rızkı iner, öldüğü zaman kapılar ona ağlar. 1 Efendimiz sonra da bu âyeti okumuştur.

1 - Tirmizî, Tefsirü suretid - Duhan, bab, 2.

Hazret-i Ali radıyallahu anh de şöyle demiştir: Mü'min öldüğü zaman namaz kıldığı yer ile gökte amelinin çıktığı kapı ağlar. Fir'avn ailesinin ise ne yerde namaz kıldığı bir şey vardı ne de gökte amelinin yükseldiği bir kapı. Allahü teâlâ da:

"Onlara gök de yer de ağlamadı” dedi. İbn Abbâs, Dahhâk ve Mukâtil bu görüştedirler.

İbn Abbâs şöyle demiştir: Gökteki kızıllık onun ağlamasıdır.

Mücâhid de şöyle demiştir: Ne zaman bir mü'min ölürse gök ile yer ona kırk gün ağlar. Ona:

"Ağlar mı?” dediler. O da: Yer niye ağlamasın, o kimse rüku ve secdesi ile orayı imar ediyordu? Gök niçin ağlamasın, oradan teşbihi arı vızıltısı gibi yukarı çıkıyordu?!

İkincisi: Maksat: Gökteki ve yerdeki kimseler, demektir. Bunu da Hasen, demiştir. Benzeri de şu ayettir:

"Savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar” (Muhammed: 4), yani savaşanlar demektir.

Üçüncüsü: Araplar bir büyüğün ölümünü abartmak istedikler zaman şöyle derler: Güneş karardı, o kaybolduğu için ay tutuldu; rüzgar, şimşek, gök ve yer ona ağladı. Maksat acıyı abartmaktır. Bu onlar için yalan değildir, çünkü bunu hepsi yaparlar, bunu işiten de konuşanın ne demek istediğini anlar. Onların: Güneş karardı, derken niyetleri: Neredeyse karardı; ay tutuldu derken de: Neredeyse tutuldu demek isterler.

"Neredeyse” fiili bir şeyi yapmaya yeltenip de yapmamaktır. Şair İbn Müferriğ de bir adama yaktığı ağıtta şöyle demiştir:

Rüzgar ona üzüntüsünden ağlar, Şimşek de bulutlar arasından parlar.

Bir başkası da şöyle demiştir:

Güneş doğmuştur, tutulmuş değildir,

Ona ağlar, ama gecenin yıldızlarını ve ayı bastırmış değildir (ışığı zayıflamıştır).

Demek istiyor ki: Güneş doğmuş, ona ağlıyor; doğmuş olmakla beraber yıldızları ve ayı bastırmış değildir, çünkü ışığı kararmıştır. Onun ışığı karardığı zaman gecenin yıldızları gündüzün görünür. O zaman Kelâmın manası şöyle olur: Allah Fir'avn kavmini helak edince onlara hiç kimse ağlamadı, kimse feryat etmedi, yoklukları fark edilmedi. Bütün bunlar İbn Kuteybe'nin sözleridir.

29 ﴿