4De ki: "Gördünüz mü, Allah’tan başka taptığınız şeyler ne yarattı? Yoksa onların göklerde ortaklığı mı var? Bana bundan önce bir kitap yahut ilimden bir kalıntı getirin, eğer doğru söylüyorsanız". "De ki: Gördünüz mü?": Bu da Fatır: 40'ta tefsir edilmiştir. "Bana bir kitap getirin": Âyette kısaltma vardır, takdiri şöyledir: Eğer mahlukat içinde ilâhlarının yaptığı bir şey olduğunu iddia ederlerse, bana bir kitap getirin, de. "Bundan önce": Yani Kur’ân’dan önce, içinde putlarınızın Allah’ın ortakları olduğuna dair delil bulunan bir kitap getirin. "Veya ilimden bir kalıntı getirin": Bunda da üç görüş vardır: Birincisi: O, ortaya çıkaran kimsenin ifşa ettiği bir şeydir, bunu da Hasen, demiştir. İkincisi: Öncekilerden nakledilen ilim bakiyesidir, bunu da İbn Kuteybe, demiş; Fena ile Ebû Ubeyde de buna kail olmuşlardır. Üçüncüsü: İlimden bir işarettir, bunu da Zeccâc, demiştir. İbn Mes’ûd, Ebû Rezin, Eyyub Sahtiyani ve Ya’kûb , se'nin fethi ile şecerelin vezninde "eserdin” okumuşlar, sonra da manasında üç görüş zikretmişlerdir: Birincisi: O çizgidir, bunu da İbn Abbâs, demiştir. Ve şöyle demiştir: O Arapların yere çizdikleri bir çizgidir, Ebû Bekr b. Ayyaş da: O falla (kuşun uçması ile) ilgili bir çizgidir, demiştir. Üçüncüsü: O özel bir ilimdir, bunu da Katâde, demiştir. Übey b. Ka’b, Ebû Abdurrahman es - Sülemi, Hasen, Katâde, Dahhâk ve İbn Yamur, se’nin sükunu ve elifsiz olarak nazratin vezninde "eşrefin” okumuşlardır. Ferrâ’ da şöyle demiştir: "Esaretin” ve "eserdin” şeklinde okunmuştur ki, bunlar da geçerli lügatlerdir. Hepsinin manası: ilim kalıntısıdır. Eskilerin kitaplarından nakledilen bir şey, derler. Kim "esaretin” okursa, semahat ve şecaat vezninde olur; kim de "eseretin” okursa, onu eserden getirmiş olur. Kim de "esretin” okursa, hatfe (Saffat: 10) ve "Recfe” (A'raf: 78) vezninde olur. Yezidi şöyle demiştir: Esare: Kalıntıdır, esere de eserehu ye’siiruhu'nun mastarıdır ki, bir şeyi zikredip rivayet etmektir. Me’sur hadis de ondan gelir. |
﴾ 4 ﴿