9

De ki:

"Ben peygamberlerden örneği olmayan biri değilim. Ne bana ne de size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım".

"De ki: Ben peygamberlerden örneği olmayan biri değilim": Yani ben ilk peygamber değilim. Cümlede geçen bid' ve bedî': Her şeyin ilkine denir (prototip). "Ne bana ne de size ne yapılacağını bilmiyorum (ma yüf'alu)": İbn Yamur ile İbn Ebi Able, yenin fethi ile

"mayefalu” okumuşlardır.

Sonra da bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: O bundan dünyada yapılacak olanı murat etmiştir,

sonra bunda da iki görüş vardır:

Birincisi: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabı aşırı şekilde sıkıştırılınca, kendisi rüyasında huımaklıklı, ağaçlı ve sulu olan bir yere hicret ettiğini gördü. Bundan sevindiler; çünkü müşriklerden çok eziyet görüyorlardı. Sonra onlar bir süre yaşadılar, bunu görmediler (hicret olmadı):

"Ya Resûlallah, o gördüğün yere ne zaman hicret edeceksin?” dediler. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem sustu, Allahü teâlâ da

"bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum” kavlini indirdi. Yani bilmiyorum, rüyamda gördüğüm yere çıkarılacak mıyım yoksa çıkarılmayacak mıyım? Sonra şöyle dedi: Ben rüyada gördüğüm şeyi dedim,

"ben ancak bana vahyolunana tabi olurum". Bunu Ebû Salih, İbn Abbâs’tan rivayet etmiştir. Alıyye de aynı şekilde demiştir: Bilmiyorum, beni Mekke’de bırakır mı yoksa ondan çıkarır mı?

İkincisi: Bilmiyorum, benden önce çıkarılan peygamberler gibi çıkarılır mıyım veya onlar gibi ben de öldürülür müyüm; bana ne yapılacağını bilmiyorum; siz de geri mi bırakılırsın, tasdik mi edilirsiniz yoksa tekzip mi edilirsiniz, bilmiyorum.

İkinci görüş: O, bundan ahirette yapılacakları murat etti. İbn Ebi Talha,

İbn Abbâs’tan şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bu âyet inince, arkasından da:

"Allah’ın senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlaması için” (Feth: 2) âyeti ile

"erkek ve kadın mü’minleri cennetlere girdirmesi için...” (Feth: 4) âyeti indi. Kendisine ve mü’minlere ne yapılacağı bildirildi. Şöyle de denilmiştir: Bu âyet inince müşrikler neşelendiler ve: Muhammed’in işi ile bizim işimiz birdir; eğer o dediği şeyi kendisi uydurmasa idi, onu gönderen, ona ne yapacağını haber verirdi, dediler. İşte bunun üzerine:

"Allah’ın seni bağışlaması...” âyeti indi (Feth: 2). Bunun üzerine ashap: "Seni tebrik ederiz, bize ne yapılacak?” dediler. Bunun üzerine de

"erkek mü’minlerle kadın mü’minleri cennetlere girdirmesi için...” âyeti (Feth: 5) âyeti indi. Bu görüşle olanlar şunlardan Enes, İkrime ve Katâde. Bu, Hasen’den de rivayet edilmiştir.

9 ﴿