10De ki: "Eğer (Kur’ân) Allah katından ise, siz de onu inkâr ettiniz, İsrâil oğullarından bir şahit de onun benzerine şahitlik edip iman ettiyse, siz de kibir tasladınızsa, (zalim olmaz mısınız?) Şüphesiz Allah zâlimler topluluğuna hidayet etmez. "De ki: Gördünüz mü, eğer o Allah katından ise": Yani Kur’ân "siz de onun inkâr ettiniz ve İsrâil oğullarından bir şahit de ona şahitlik etti ise?": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: O Abdullah b. Selam’dır, bunu da el - Avfı, İbn Abbâs’tan rivayet etmiş; Hasen, Mücâhid, Katâde, Dahhâk ve İbn Zeyd de böyle demişlerdir. İkincisi: O İmran oğlu Mûsa aleyhisselam’dır, bunu da Şa’bî ile Mesruk, demişlerdir. Birinci görüşe göre "mislihi” lâfzı dolgu maddesi, Mana da şöyle olur: Ve şehide şahidim min beni israile aleyhi: Yani Allah katından ise, demektir. "İman etti” o şahit, ki, o da İbn Selâm'dır. "Siz de kibir tasladınızsa": Ey Yahudi toplumu. İkinciye göre de mana şöyle olur: Mûsa, Kur’ân’ın misli olan Tevrat'a, onun (Tevrat’ın) Allah katından olduğuna şahitlik ederse, tıpkı Muhammed’in Kur’ân’a onun Allah kelâmı olduğuna şahitlik ettiği gibi. "İman ederse": Mûsa’ya ve Tevrat’a iman eden "siz de kibir taslarsanız” yani ey Arap toplumu, Muhammed’e ve Kur’ân’a iman etmekten. Eğer: "în"in cevabı nerede?” denilirse, o gizlidir, denir ve takdirinde de altı görüş vardır: Birincisi: Onun cevabı: Sizden daha sapık kimdir? Bunu da Hasen, demiştir. İkincisi: Kelâmın takdiri şöyledir: İsrâil oğullarından bir şahit onun misline şahitlik eder de iman ederse, siz iman etmez misiniz? Bunu da Zeccâc, demiştir. Üçüncüsü: Takdiri şöyledir: Allah’ın azabından emin olur musunuz? Bunu da Ebû Ali el - Farisi, demiştir. Dördüncüsü: Takdiri şöyledir: Helak olmaz mısınız? Bunu da Maverdi zikretmiştir. Beşincisi: İçimizden kim haklıdır, kim haksızdır? Bunu da Sa’lebî zikretmiştir. Altıncısı: Takdiri şöyledir: Zalim olmuş olmaz mısınız? Bu söylenmeyen cümleye de "şüphesiz Allah zâlimler topluluğuna hidayet etmez” kavli delalet etmektedir. Bunu da Vahidi zikretmiştir. |
﴾ 10 ﴿