36Onlardan önce kendilerinden kuvvetçe çetin nice nesiller helak ettik. Onlar ülkeyi delik deşik ettiler, kaçacak yer var mı? (diye). Sonra bunun ardından "fenakkabu filbilad” cümlesine kadar olanlarla Mekke halkını korkuttu. Cumhûr, nunun fethi ve kafin da fethi ve şeddesiyle "fenakkabu” okumuşlardır. Übey b. Ka’b, İbn Abbâs, Hasen, İbn Semeyfa ve Yahya b. Yamur da böyle okumuşlardır. Ancak onlar tehdit olmak üzere emir kalıbı ile "nakkıbu” okumuşlardır. Ömer b. Hattab, Ömer b. Abdülaziz, Katâde, İbn Ebi Able, Ubeyd de Ebû Amr’dan rivayet ederek kafin fethası ile şeddesiz olarak "fenekabu” okumuşlardır. Ferrâ’ şöyle demiştir: "Fenakkabu"nun manası: Ölüm korkusu ile "kaçacak yer var mı?” diye ülkenin her tarafını dolaştılar, demiştir. Burada "kâne” fiili gizlenmiştir, tıpkı "ehleknahüm fela nasıra lehiim” (Muhammed: 13) âyetinde olduğu gibi ki: Felem yekûn lehtim nasırtın (onlar için bir yardımcı olmadı) demektir. Kim kafin kesri ile "fenakkıbu” okursa, bu tehdit gibidir, Mana da şöyle olur: Ülkeyi baştan aşağı dolaşın da ölümden kaçacak yer bulabilir misiniz? Zeccâc da şöyle demiştir: "Nakkıbu” dolaşın ve araştırın, ölümden kaçacak yer bulamazsınız, demiştir. Şair İmruulkays de şöyle demiştir: Ülkeyi dolaştım, Öyle ki, ganimet yerine, Sağ salim dönmeye razı oldum. Mahîs ise sapacak, kaçacak yer demektir. Biz de onu Nisa: 121 'de enine boyuna şerh etmiştik. |
﴾ 36 ﴿