45Biz, onların dediğini pekiyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Öyleyse tehdidimden korkana Kur’ân'lâ öğüt ver. Sonra Peygamberini teselli edip şöyle dedi: "Biz, onların dediğini pekiyi biliriz": Yani Mekke kâfirlerinin seni yalanlarken dediklerini. "Sen onların üzerinde bir zorba değilsin"; İbn Abbâs: Sen onları İslâm’a zorlamak için gönderilmedin, ancak hatırlatıcı olarak gönderildin, demiştir. Bu da onlara savaşla etnrolunmadan önce idi. Ferrâ’ bu sözü beğenmemiş ve şöyle demiştir: Araplar: "Ef'altü"den "faal", demezler. "Harrac” deyip de "muhric” demek, "dehhal” deyip de "müdhil” demek istemezler. Ancak fealtü’den "faal” derler. Cebbarda burada sulta yerindedir ki, zorlamadır. Araplar tek bir kelimede "edrektü"den "derrak” demişlerdir ki, o da kural dışıdır. Eğer bu kelimeyi de öyle kabul ederlerse, belki câiz olabilir. İbn Kuteybe de şöyle demiştir: "Cebbar": Mûsallat, demektir. Cebbar da: Kral manasınadır, ona böyle denilmesi, zorlamasından dolayıdır. Demek oluyor ki: Sen onların başına Mûsallat bir kral değilsin. Yezidi de: Sen onlara Mûsallat olmadın ki, onları İslâm’a zorlayasın, demiştir. Mukâtil de: Onları öldüresin, demiştir. Müfessirler "sen onların üzerinde bir zorba değilsin” sözünün kılıç âyetiyle neshedildiğini söylemişlerdir. "Kur’ân’lâ öğütü ver": Yani onunla va’z et. "men yahafu vaîdi": Ya’kûb her iki halde de ye ile okumuştur. Yani bana isyan edene va’dettiğim azabı hatırlat, demektir. |
﴾ 45 ﴿