19Lât ve Uzza’yı gördünüz mü? Zeccâc şöyle demiştir: Allahü teâlâ bu kıssaları anlatınca: "Lât ve Uzza’yı gördünüz mü?” dedi. Mana şöyledir: Bize ibadet ettiğiniz bu ilâhlardan haber verin; onların Rabbül izzete verilen kudret ve ululuk gibi sıfatları var mı? "Lât” kelimesine gelince: Cumhûr te’yi şeddesiz okumuştur. O Sakil' kabilesinin Allah’tan başka taptıkları bir putun ismidir. Onlar putlarına Allah’ın isimlerinden türeterek isimler verirlerdi; "Allah"tan Lât, "Aziz"den Uzza, derlerdi, Ebû Süleyman Hattâbî de şöyle demiştir: Müşrikler bazı putlarına "Allah” ismini verirlerdi; Allah da kendi ismini korumak ve savunmak için onu Lât'a çevirdi. İbn Abbâs, Ebû Rezin, Ebû Abdurrahman es - Sülemi, Dahhâk, İbn Semeyfa, Mücâhid, İbn Yamur, A’meş, Verş de Ya’kûb rivâyetinde, tenin şeddesi ile "el -Latt” okumuşlardır. Bunun tefsirinde İbn Abbâs ile Mücâhid'ten şöyle gelmiştir: Bir adam hacılara püre (lett) hazırlardı, ölünce onun kabrinin başında toplanıp ona taptılar. Zeccâc da şöyle demiştir: O adam püre (lett) yapar ve onu o putun yanında satardı. Bu nedenle o puta: Lât, denildi. Kisâi, vakıfta he ile durur ve "lah” derdi. Bu da kıyasa uygundur. En iyisi Mushafa uymak için te ile vakfetmektir. "Uzza"ya gelince: Onda da iki görüş vardır: Birincisi: O Gatafan kabilesinin taptığı bir ağaçtır, bunu da Mücâhid, demiştir. İkincisi: Bir putlarıdır, bunu da Dahhâk, demiştir. "Menat” ise: Müzeyi ile Huzaa kabilelerinin putları idi, ona Mekke halkı da tapardı. Katâde: Hayır o ensara ait bir put idi, demiştir. Ebû Ubeyde de şöyle demiştir: Lât, Uzza ve Menat taştan yontulmuş, Ka’be’nin içinde putlar idi, onlara taparlardı. İbn Kesir, medli hemze ile "Menâet” okumuştur. |
﴾ 19 ﴿