32(İyilik edenler) o kimselerdir ki, küçük günahlar müstesna, büyük günahlardan ve çirkin şeylerden kaçınırlar. Şüphesiz Rabbin bağışlaması geniş olandır. O; sizi yerden meydana getirdiği zaman da analarınızın karınlarında döller iken de sizi çok iyi bilendir. Öyle ise kendinizi temize çıkarmayın. O sakınanı pekiyi bilendir. Büyük günahlar da Nisa suresi, âyet: 31’de zikredilmiştir. Şöyle de denilmiştir: Büyük günahlar: Karşılığında cehennem gösterilenlerdir; çirkin şeyler de: Had gerektiren bütün günahlardır. Hamze, Kisâi, Mufaddal ve Halef, "kebirel ismi” şeklinde okumuşlardır. Lemem Arap dilinde: Bir şeye yaklaşmaktır. Bundan murat edilen şeyde de altı görüş vardır: Birincisi: dahiliye döneminde yaptıkları günahlardır ki, o, İslâm’da bağışlanır. Bunu da Zeyd b. Sabit, demiştir. İkincisi: Bir günaha bulaştığı zaman Tevbe edip bir daha ona dönmemektir. Bunu da İbn Abbâs, Hasen ve Süddi, demişlerdir. Üçüncüsü: Onlar zina dışında öpme ve bakma gibi küçük günahlardır. Bunu da İbn Mes’ûd, Ebû Hureyre, Şa’bî ve Mesruk, demişlerdir. Bu, Ebû Hureyre'nin Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği şu hadisi desteklemektedir: Şüphesiz Allah âdemoğluna zinadan hissesini yazmıştır; binaenaleyh gözlerin zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır. Nefis ise iştah duyar ve çeker. Cinsel organ da bunları ya tasdik eder ya da yalanlar. 2 Eğer işe cinsel organ karışırsa zina olur, yoksa o küçük günahtır. 2 - Buhârî. İsti'zan, bab, 12; Kader, bab, 9; Müslim, Kader, hadis no, 20/2; Ebû Dâvud, Nikah, bab, 43; Ahmed, Müsned, 2/276. Dördüncüsü: O, insanın aklından geçen şeydir, bunu da Muhammed b. el -Hanefiyye, demiştir. Beşincisi: O, kalbe gelen hatıradır, bunu da Said b. Müseyyeb , demiştir. Altıncısı: O, istemeden bakmaktır, bunu da ilüseyn b. el-Fadl, demiştir. İlk iki görüşe göre istisna muttasıldır (aralıksızdır), diğer görüşlere göre de munkatıdır (kesilmiştir). "Şüphesiz Rabbin bağışlaması geniş olandır": İbn Abbâs: Bunu yapıp da sonra Tevbe eden için, demiştir. Burada söz bitti. Sonra şöyle dedi: "O, sizi daha iyi bilir": Yani sizi yaratmadan önce demektir. "Sizi yerden yaratmıştı": Yani Âdem aleyhisselam’ı. "Sizler döller (cenin) idiniz": Ecinne, cenin’in çoğuludur, Mana da şöyledir: O sizin yaptıklarınızı da bilir, sonunuzun ne olacağını da. "Öyleyse kendinizi temize çıkarmayın": Yani temiz ve günahtan beri olduğunuzu söylemeyin. Şöyle de denilmiştir: Kendinizi güzel amellerle methetmeyin. Âyetin iniş sebebinde de iki görüş vardır: Birincisi: Yahudiler bir çocukları öldüğü zaman: Sıddık’tır (cennet serçesi), derlerdi: bunun üzerine bu âyet indi. Bu da Hazret-i Âişe radıyallahu anha’nın görüşüdür. İkincisi: Müslüman bazı kimseler: Bizler namaz kıldık, oruç tuttuk ve şöyle şöyle yaptık, dediler, kendilerini temize çıkarmak istediler; bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da Mukâtil, demiştir. "O sakınanı pekiyi bilendir": Bunda da üç görüş vardır: Birincisi: İyi amel edip de günahtan çekinendir. Bunu da Hazret-i Ali radıyallahu anh, demiştir. İkincisi: Allah için ihlasla amel edendir, bunu da Hasen, demiştir. Üçüncüsü: Şirkten sakınıp iman edendir, bunu da Sa’lebî, demiştir. |
﴾ 32 ﴿