13O günde erkek münafıklar ve kadın münafıklar iman edenlere: "Bizi bekleyin de nurunuzdan alalım” derler. (Onlara): "Arkanıza dönün de nûr arayın” denir. Aralarına kapısı olan bir sur vurulur. Onun içinde rahmet, dış tarafında da azap vardır. "Unzuruna naktebis": Hamze hemze-i kat’ ile meftuh, zı da meksur olarak, "enzırıına” okumuştur. Müfessirler şöyle demişlerdir: Kıyamet gününde insanları zifiri bir karanlık kaplar; bunun üzerine mü’minlere nûr verilir; münafıklar ise mü’minlerin nurlarında yürürler. Mü'minler onları geçince, münafıklar: Bizi bekleyin, nurunuzdan alalım, derler, "arkanıza dönün denilir": Bunu diyende de iki görüş vardır: Birincisi: Onlar mü’minlerdir, bunu da İbn Abbâs, demiştir. İkincisi: Meleklerdir. Kelâmın manasında da üç görüş vardır: Birincisi: Nûru aldığınız yere dönün, onlar da dönerler; hiçbir şey göremezler. İkincisi: Dönün; Allah’ın size nûr kılacağı amel işleyin. Üçüncüsü: Mana şöyledir: Yanımızda sizin için nûr yoktur. "Aralarına bir sur vuruldu": İbn Abbâs: O A’raf tır, o da cennetle cehennem arasında bir surdur, demiştir. "İçinde rahmet vardır": O da cennettir. "Dış tarfında da” yani surun dış tarafında "azap vardır” o da cehennemdir. Bazıları bu surun Beytülmukaddes’te doğu surunun yerinde Cehennem vadisi denen yerle rahmet kapısı denen yer arasında olacağını söylemişlerdir. Ubade b. Samit, Abdullah b. Amr ve Ka’b de bu görüştedirler. |
﴾ 13 ﴿