11Beni baş başa bırak o kimse ile ki, onu tek yarattım. "Beni baş başa bırak": Bunu da müzzemmil: 11 'de şerh elmiş idik, "tek yarattığım kimse ile": Bunda da iki görüş vardır: Birincisi: Onu anasının karnında tek yarattım, ne malı ne de çoluğu çoc uğu vardı (dünyaya çıplak geldi), bunu da Mücâhid, demiştir. İkincisi: Onu tek yarattım: onu yaratmada ortağım yoktu. Bunu da Zeccâc, demiştir, İbn Abbâs şöyle demiştir: Velid b. Muğire, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi, Peygamber ona Kur’ân okudu, kalbi yumuşar gibi oldu; bu da Ebû Cehil’e ulaştı, ona geldi: Amca, halkın senin için mal toplamak istiyorlar; çünkü sen Muhammed’e gitmiş, ondan bir şeyler istemişsin, dedi. O da: Kureyş şüphesiz bilir ki, ben onların malı en çok olanıyım, dedi. O da: öyleyse bu hususla bir söz söyle ki, halkın onu duysun da Muhammed'e inanmadığını bilsin, dedi. O da: Ne diyeyim? Allah’a yemin ederim ki, içinizde şiiri benden daha iyi bilen yoktur; Allah’a yemin ederim ki, onun dediği şiire benzemiyor; Allah’a yemin ederim ki, onun sözünde öyle bir tat ve öyle bir zerafet vardır ki, onun dalları meyveli, kökü bereketlidir. O, yukarı çıkar, onun üzerine çıkılmaz, dedi. Ebû Cehil de: Bu hususta illaki bir şey söyleyeceksin, yoksa kavmin senden razı olmaz, dedi. O da: Beni bırak, biraz düşüneyim, dedi, sonra da: Bu, başkasından aktarılan sihir dir, dedi. Bunun üzerine: Tek başına yarattığım kimse ile beni başbaşa bırak... âyetleri indi. Mücâhid de şöyle demiştir: Velid, Kureyş’e şöyle dedi: Benim sizden bir isteğim var, darünnedve’de (kulüpte) toplanın, dedi. Onlara şöyle hitap etti: Sizler soylu ve akıllı kimselersiniz, Araplar size gelir, kafaları karışık olarak dönerler; artık bir şeyde karar kılın; bu adam hakkında ne diyorsunuz? Onlar da: O şairdir, diyoruz, dediler; o zaman suratını ekşitti ve: Şiiri İliliyoruz; onun sözü şairlerinkine benzemez, dedi. Onlar da: O kahindir, diyoruz, dediler; O zaman da: O takdirde ona gidersiniz, kahinler gibi konuşmadığını görürsünüz, dedi. Onlar da: O delidir, diyoruz, dediler; o da: Gidin bakın, onun deli olmadığını görürsünüz, dedi. Onlar da: Sihirbazdır, diyoruz, dediler; o da: "Sihirbaz nedir?” dedi. Onlar da: O bir insandır; sevişmeyenleri sevdirir, sevenleri nefret ettirir, dediler. O da: İşte o, sihirbazdır, dedi. Onlar da yıktılar; peygambere rastladıkları zaman; Ey sihirbaz, diye seslendiler. Bu da ona yok zor geldi. Aziz ve celil olan Allah da bunun üzerine: "Ey o elbiselerine sarınan... o ancak nakledilen bir sihirdir” âyetlerini indirdi. Bazı müfessirler de: "Beni o yarattığım kimse ile başbaşa bırak” kavlinin kılıç âyetiyle neshedildiğini söylemişlerdir ki, doğru değildir. |
﴾ 11 ﴿