31

Ateşin sahiplerini ancak melekler kıldık ve sayılarını da ancak kâfirler için bir sınama kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin inansınlar, iman edenlerin imanı artsın ve kitap verilenlerle mü'minler şüphe etmesinler ve kalplerinde hastalık olanlarla kâfirler:

"Allah bu misalle ne istedi?” desinler, diye. İşte Allah dilediğini böyle şaşırtır ve dilediğine hidayet eder. Rabbinin ordularını ancak O bilir. O insan için ancak bir öğüttür.

"Ateşin sahiplerini ancak melekler kıldık": İnsanlar değil, onlara kimin gücü yeter ve onları kim mağlup eder?

"sayılarını kılmadık” bu kadar az olmalarını

"ancak bir sınama kıldık” bir saptırma kıldık,

"kâfirler için” ta ki, diyeceklerini dediler.

"Kendilerine kitap verilenler iyice bilsinler, diye” Muhammed’in getirdiğinin hak olduğunu; çünkü Tevrat’ta da sayıları on dokuzdur.

"İman edenler artsın” ehl-i kitaptan iman edenler

"iman bakımından” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i tasdik açısından. Çünkü haber verdiği şeyin kitaplarına uygun olduğunu gördüler.

"Kitap verilenlerle mü’minler de şüphe etmesinler": Yani bunlar Hazinlerin sayısında şüphe etmesinler

"ve kalplerinde hastalık olanlar şöyle desin diye":

Bunda da üç görüş vardır:

Birincisi: O nifaktır, bunu da çoğunluk, demiştir.

İkincisi: Şirktir, bunu da Mukâtil, demiş ve onların Medine’deki Yahudiler olduğunu iddia etmiştir. Ona göre bu âyet Medeni’dir.

Üçüncüsü: O, muhalefettir, bunu da Hüseyn b. Fadl, demiş ve: Mekke’de nifak yok idi, o nedenle bu muhalefettir ve âyet de Mekki’dir, demiştir.

"Kâfirler” ise Arap müşrikleridir.

"Allah bu misalle ne istedi?” Yani Allah neyi murat etti?

"bununla” bu söz ve haberle.

"Misal olarak": Misal da bizzat sözün kendisi olur. Kelâmın manası da şöyledir: Derler ki: Bu söz nedir?

"İşte böyle": Yani Hazinlerin sayısından beğenmeyeni saptırdığı ve tasdik edeni hidayet ettiği gibi

"Allah dilediğini saptırır ve dilediğini hidayet eder". Ebû Cehil'in:

"Muhammed’in bütün ordusu on dokuz melek midir?” demesi üzerine de:

"Rabbinin ordularını ancak O bilir” âyetini indirdi. Yani cehennem halkına azap etmek için yarattığı meleklerin sayısını ancak kendisi bilir. Çünkü o on dokuz melekten her birinin elinin altında sayılarını ancak Allah’ın bileceği yardımcıları vardır. Maverdi onların on dokuz olmalarındaki hikmeti akla uygun bir şekilde yorumlamış ve şöyle demiştir: On dokuz azın en çoğunu ve çoğun en azını toplayan bir sayıdır; çünkü birler sayıların en azıdır, çoğu da dokuzdur. Birlerin dışındakiler de çoktur (çok sayılır). Çoğun en azı da ondur. Böylece çoğun en azı ile azın en çoğunu birleştiren sayı tercih edilmiştir. Sonra ateşten bahsetmeye döndü, Hak Teala:

"O insan için ancak bir öğüttür” dedi, yani dünyadaki ateş, ancak ahiretteki için bir hatırlatmadır

31 ﴿