25

"Ya Rab, ben kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremem. Artık bizimle, o fasıklar güruhunun arasını sen ayır" dedi".

Sonra Cenâb-ı Hak, Hazret-i Musa'nın, kavminden bu sözü duyunca, "Ya Râb, ben kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremem" dediğini nakletmiştir. Zeccâc, (......) kelimesinin i'râbı hususunda, o kelimenin hem merfû, hem de mansûb olabileceğini söylemiştir. Bu kelimenin merfû oluşu, şu iki sebepten dolayıdır:

a) Bu kelime lafzındaki yâ harfinin mahalline atıftır (çünkü yâ, aslında mübtedadır). Buna göre, ifâdenin takdiri, "Ben ancak kendime sahip olabilirim; kardeşim de böyledir..." şeklindedir. Hak teâlâ'nın, "Allah ve Resulü, müşriklerden artık katiyyen uzaktır" (Tevbe. 3) âyeti de böyledir

b) Bunun, (......) fiilinin tahtında bulunan (ben...) zamirine atfedilmiş olmasıdır. Buna göre ifâdenin takdiri, "Ben ve kardeşim, ancak kendimize sahip olabiliriz" şeklindedir.

Bu kelimenin mansûp olması da şu iki yöndendir:

a) (......) ifâdesindeki yâ harfinin lafzına atfedilmiş olması sebebiyledir. Buna göre ifâdenin takdiri, "Muhakkak ki ben ve kardeşim ancak kendimize sahip olabiliriz..." şeklindedir.

b) (......) kelimesinin, (......) kelimesine atfedilmiş olmasıdır. Buna göre de ifadenin takdiri "Ben ancak kendime sahip olabilirim; ve yine ben ancak kardeşime sahip olabilirim" şeklindedir. Çünkü O'nun kardeşi kendisine itaat ettiğinde, o kardeşinin itaatine mâlik olmuş olur.

İmdi şayet, "Hazret-i Musa'nın yanında, âyette bahsedilen o iki kişi de varken, daha nasıl, "Ben ancak kendime ve kardeşime sahip olabiliyorum" demiştir?.." denilirse, biz deriz ki:

Hazret-i Musa sanki, bu nakîbterin ekserisinin isyan üzerinde mutabık olduklarını görünce, bu iki kişiye de tam tamına güvenememiştir. Belki de Hazret-i Musa, bu sözü kendisine muvafakat edenleri az gördüğü için söylemiştir. Yine, âyette geçen "ve kardeşim..." ifadesiyle, Hazret-i Musa'nın, din kardeşlerini kastetmiş olması da mümkündür. Böyle olması halinde, bu iki kişi de Hazret-i Musa'nın "kardeşim..." ifâdesine dahil olmuş olurlar.

Daha sonra Cenâb-ı Hak "Artık bizimle, o fasıklar güruhunun arasını sen ayır" buyurmuştur. Yani, "Hak ettiğimiz şey sebebiyle bizim lehimize; onların hak ettikleri şey sebebiyle de onların aleyhine hükmetmen suretiyle, aramızı faslet, bizi birbirimizden ayır" demek olup, bu onlar için bir beddua demektir. Bu ifâdeden maksadın, "Bizi onlarla birlikte bulunmaktan kurtar" şeklinde olması da muhtemeldir. Bu Cenâb-ı Hakk'ın, "Rabbim, beni o zalimler güruhundan kurtar" (Kasas, 21) şeklindeki buyruğu gibidir.

Yahudilerin Kırk Yıl Çölde Sürünüp Mukaddes Beldeye Giremeyişleri

25 ﴿