61

"Sîze geldikleri zaman "iman ettik" derler. Halbuki onlar muhakkak küfür ile girmişler, yine muhakkak onunla çıkmışlardır. Allah onların neler gizlemekte olduklarını çok iyi bilendir".

Bu âyet-i kerime ile ilgili birkaç mesele vardır:

Birinci Mesele

Âlimler şöyle demişlerdir: Bu âyet, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in yanına girip münafıkça, O'na iman ettiklerini söyleyen bir grup yahudi hakkında nazil olmuştur. Böylece yüce Allah, Hazret-i Peygambere onların durumlarını ve Hazret-i Peygamber'in bildirdiği delillerden O'nun takvirlerinden, nasihatlarından ve hatırlatmalarından hiçbir şey kalplerine nüfuz etmeden, tıpkı ilk başta girdikleri gibi, aynen öylece onun meclisinden çıktıklarını haber vermiştir.

İkinci Mesele

Cenâb-ı Hakk'ın, "Halbuki onlar muhakkak küfür ile girmişler, yine muhakkak onunla çıkmışlardır" buyruğundaki bâ harf-i cerri, onların girerken de çıkarken de, kesinlikle hiçbir değişme ve eksilme olmadan, küfürlerinin kendileriyle beraber devam ettiğini ifâde eder. Bu, senin tıpkı "Zeyd elbisesiyle girdi ve onunla çıktı" demen gibidir. Yani, "onun elbisesi, girerken olduğu gibi çıkarken de aynıydı" demektir.

Üçüncü Mesele

Allah, onların içeri girdiklerini bildirirken, (......) kelimesini getirerek, "Halbuki onlar, muhakkak küfür ile girmişler" buyurmuş; çıkışlarını ifâde ederken de (......) kelimesini getirerek, "yine muhakkak onunla çıkmışlardır" buyurmuştur. Alimler bu hususta şöyle demektedirler; (......) kelimesinin getirilmesinin faydası maziyi hâle yaklaştırmak; (......) kelimesinin getirilmesinin faydası ise küfrün onlara nisbet edilmesi ve bu hususta Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den herhangi bir fiilin sadır olmadığını tekid etmektir.. Yani, "Ey Muhammed, onlar senden, seninle beraber oturdukları müddetçe, küfrü icâp ettirecek herhangi bir şey dinlemediler ki, böylece sen onları küfre düşürmüş olasın!.. Aksine onlar, kendi iradeleriyle küfrü tercih ederek, senin meclisinden çıkan kimselerdir..." demektir.

Dördüncü Mesele

Mu'tezile, "Allahü teâlâ, zemmetme yoluyla giriş ve çıkış hallerinde küfrü onlara nisbet etmiş ve, "yine muhakkak onunla çıkmışlardır" buyurarak, bu nisbeti iyice belirtmiştir. Böylece bu ifâde, küfrün Allah'dan değil, kul tarafından olduğunu gösterir" demiştir.

Mu'tezile'nin bu görüşüne, "Sizin bu söylediğiniz şey, "ilim ve dâî" meseleleriyle çelişir" diyerek cevap veririz.

Daha sonra Cenâb-ı Hak, öyle "Allah onların neler gizlemekte olduklarını çok iyi bilendir" buyurmuştur. Bundan maksat, müslümanlara tuzak kurmak, onlara hileler düzmek, buğz ve düşmanlıkta bulunmak hususunda onların kalplerinde ne denli gayret ve çaba bulunduğunu iyice ortaya koymak, göstermektir.

Bazı Yahudilerin Günahta Yarışıp Haram Yemeleri

61 ﴿