88

"Allah'ın size rızık olmak üzere verdiği şeylerden helâl ve temiz olarak yeyin. Siz, kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'dan korkun"

buyurmuştur. Bu hitapla ilgili birkaç mesele vardır:

Birinci Mesele

Allah'ın "yeyin" sözü bîr emir sîgası olup, bu emrin zahiri vücûb ifâde etmektedir. Burada, bununla mübahlık ve helâl olmak mânası murad edilmemiştir. Şafiî'nin arkadaşları, nafile ibâdetlere başlamakla onları kaza etmenin farz olmayacağı hususunda bu âyetle istidlal ederek şöyle demişlerdir: Âyetin zahiri, mutlak anlamda yemenin mubah olmasını iktizâ eder. Binâenaleyh bu ifâde, oruca başladıktan sonraki zamana da şamildir. Hülâsa bu yeme emri, sadece bazı durumlar ile sınırlanmış genel (âmm) kavramdır. Âmm sınırlandığı (tahsis edildiği) yerin dışında bir delil ve bir hüccettir.

İkinci Mesele

Cenâb-ı Hakk'ın, 'helâl ve temiz olarak..." ifâdesinin yeme ile ilgili bir ifâde olması muhtemel olduğu gibi, yenilen şey ile de ilgili bir ifâde olması muhtemeldir. Bu sebeple birinci ihtimalin olması halinde, ifâdenin takdiri, "Allah'ın size rızık olarak vermiş olduğu şeylerden temiz ve helâl (bir yeyişle) yeyin" şeklinde; ikinci ihtimalin olması halinde ifadenin takdiri, "Helal ve hoş olan rızıktan yeyiniz.." şeklinde olur. Birinci takdire göre bu, Mu'tezile'nin "Rızık ancak helâl olandır" şeklindeki görüşüne bir delildir. Bu böyledir, çünkü âyet bu takdire göre, Allah'ın rızık olarak verdiği her şeyi yemek hususundaki iznine, müsaadesine delâlet etmektedir. Allah ise, sadece helâl olanları yemeye müsaade eder. Binâenaleyh, rızık olan her şeyin helâl olması gerekir.

İkinci ihtimale göre ise bu âyet, âlimlerimizin "Rızık bazan haram olabilir" şeklindeki görüşlerinin delilidir. Çünkü Allahü teâlâ, yeme iznini helâl ve hoş olan rızka tahsis etmiştir. Şayet rızık bazan helâlin gayrinden olmasaydı, böyle bir tahsis ve takyidin bir manası olmazdı.

Üçüncü Mesele

Allah "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeyleri yeyiniz" dememiş, ama "Allah'ın size rızık olmak üzere verdiği şeylerden yeyin" buyurmuştur. Buradaki harf-i cerri teb'îz ifâde eder. Buna göre, Cenâb-ı Hak sanki, "size verilenlerin bazısını yemekle iktifa edin; diğer kısımları da sadaka ve hayır yerlerine harcayın" demek istemiştir. Çünkü bu ifâde, israfı bırakmaya bir irşâd ve teşviktir. Bu, O'nun tıpkı, "...ve israf etmeyiniz" (A'raf, 31) buyurması gibidir.

Dördüncü Mesele

"Allah'ın size rızık olmak üzere verdiği şeylerden yeyin" buyruğu, Allahü teâlâ'nın herkesin rızkını tekeffül ettiğine delildir. Zira O, herkesin rızkını tekeffül etmemiş olsaydı, 'Allah'ın size rızık olmak üzere verdiği şeylerden yeyin" buyurmazdı.. Kişinin rızkını Allah tekeffül ettiğine göre, onu talep etmek hususunda aşırı davranmaması ve Allah'ın vaadine ve ihsanına güvenmesi gerekir. Çünkü Allah, vaadinden dönmeyecek derecede kerem sahibidir. İşte bundan dolayı Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Dikkat ediniz! Allah'a saygılı olun ve (rızkınızı) talep etme hususunda güzel davranın (meşru yollardan sapmayın)" İbn Mâce, Ticârât. 2 (2/725). buyurmuştur. Cenâb-ı Hakk'ın, "Allah'a saygılı olun" emri ise bu emri yerine getirme tavsiyesini pekiştirmektedir. Bunun peşinden gelen, "Kendisine iman etmiş olduğunuz" vasfı ise bu te'kidi daha da artırmaktadır. Çünkü Allah'a iman, O'nun insana çizdiği emirler ve yasaklar çerçevesi içinde kalıp, O'nu saymasını gerektirir.

Yemin Hakkında Hüküm

88 ﴿