23"îmân edip de güzel ameller yapanlara, huşu ve tevâzuyla Rablerine bağlananlara gelince, işte onlar cennetlik olanlardır. Onlar, orada ebedî kalıcıdırlar". Bil ki Allahü teâlâ, kâfirlerin cezasından ve zarar-ziyan içinde olduklarından bahsedince, bunun peşinden mü'minlerden bahsetmiştir. Noktalı hı ile "ihbât" kelimesi, huşu ve tevazu demek olup, düz ve engin yer manasına gelen, kerimesinden alınmıştır. "Gizli oldu" manasında, "zikri (ismi) gizli kaldı" denilir. Binâenaleyh "düz ve engin yere girdi" demektir. Nitekim Arapça'da, IMecid tarafına gidenlere (......), Tihâme'ye gidenlere de, (......) denilir. "Rabbine yönelen ve O'nda mutmain olan" manasında da, muhbit denilir. Ahbete fiili, hem ilâ, hem de lâm harf-i cerleriyle müteaddi olur. Binâenaleyh biz, (......) dediğimizde, "Falanca falancaya bağlandı" manasına gelir. Ama (......) dediğimizde, "O, ona boyun eğdi" manasına gelir. Bunu iyice kavradığında biz deriz ki: Ayetteki, "iman edip de güzel ameller yapanlar.." buyruğu, bütün sâlih amellere; "huşu ve tevâzuyla Rablerine bağlananlar" ifâdesi de o amellerin, ahirette insana ancak kalbinin hallerine göre fayda vereceğine bir işarettir. Biz, "ihbat" kelimesini "itmî'nân" manasına tefsir edersek, o zaman bundan maksad, "Onların kalbleri, ibadetleri edâ ederken, Allah'ın zikri ile itminan bulmuştur ve onlar Allah'tan başkasına iltifat etmekten tamamen uzak olarak, Allah'a ibadet ederler" şeklinde olur. Yahut da şöyle denilebilir: "Onların kalbleri, Allah'ın vaadettiği sevab ve ikâb hususunda Allah'ın doğruluğuna mutmain (kesin inanır) vaziyettedir." Fakat biz, "ihbât"ı, huşu manasına alırsak, ayet, "Onlar, kusurlu ve eksik bir şekilde ifâ etmekten korkarak, salih amellerini yaparlar" manasına gelir. Daha sonra, Cenâb-ı Allah, kendilerinde bu üç sıfat bulunan kimselerin, cennetlik olduklarını ve onların cennette ebedî kalacaklarını beyân buyurmuştur. Körle Gören, Sağırla İşiten Bir Olmaz |
﴾ 23 ﴿