32"(Kadın) dedi: "İşte beni kendisi hakkında ayıpladığınız, şu gördüğünüz zattır. Andederim, onun nefsinden ben murad almak istedim de o, namuskârhk gösterdi. Yemin ederim, eğer o, kendisine emredeceğimi yapmazsa, her halde, muhakkak ki zindana atılacak ve muhakkak zillete uğrayanlardan olacaktır". Bilesin ki, Mısırlı kadınlar, Aziz'in karısı hakkında, "Sevgi kalbinin zarına işlemiş. Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir sapıklıktadır" (Yûsuf, 30) deyince, onların bu şekildeki sözü azizin karısına iyice dokundu da, bunun üzerine o, onları bir araya getirdi. Onlar onu görünce kendisini büyük bir varlık olarak tanıdılar ve (hayranlıktan) ellerini kestiler. İşte o esnada, kınanmaya kendilerinin daha müstehak olduğunu anladılar. Çünkü, yalnız bir anlık bir görme ile duydukları tesir onun sahibesinin etkilenmesinden daha büyük olmuştu. Halbuki Yusuf, uzun zamandan beri onun yanında kalıyordu. Buna göre şayet "Niçin o kadın, Yusuf (aleyhisselâm) yanında olduğu halde, zalikûnne tabiri kutlanılmıştır?" denilirse, buna birkaç bakımdan cevap verebiliriz: a) İbnü'l-Enbârî şöyle demiştir: "O kadın Yûsuf (aleyhisselâm) oradan ayrıldıktan sonra ona bu kelime ile işaret etmiştir." b) Bu, Keşşal sahibinin yaptığı izah olup, bu husustaki en güzel izahtır. O şöyle demiştir: "Mısırlı kadınlar, o kadının Kenanlı kölesine aşık olduğunu dedikodu etmişlerdi. Binâenaleyh onlar Yusuf'u görüp, böylesine şaşkınlığa düşünce, o kadın: "İşte sizin gördüğünüz bu insan, hakkında beni ayıplayıp kınadığınız o Kenanlı köledir" yani "Siz onu tam tasavvur etmediniz. Eğer hayâlinizde onun şekli tam teşekkül etseydi, siz bu kınamayı yapmazdınız" demiştir. Bil ki o kadın, Mısırlı kadınların yanında Yûsuf'a karşı aşırı sevgisi hususundaki mazaretini ortaya koyunca, işin içyüzünü açıklayarak, "Andederim, onun nefsinden ben murad almak istedim de o, nâmuskarhk gösterdi" dedi. Bil ki bu, Hazret-i Yusuf (aleyhisselâm)'un o töhmetten son derece uzak olduğu hususunda çok açık bir ifadedir. Süddî'nin "Yusuf, şalvarını çözdükten sonra namuskârlık gösterdi" dediği rivayet edilmiştir. Süddi'yi. Kur'ân'ın nassına, bu yanlış ilaveyi yapmaya sevkeden şey nedir ki? Daha sonra "Yemin ederim, eğer o, kendisine emredeceğimi yapmazsa, herhalde muhakkak ki zindana atılacak ve muhakkak zillete uğrayanlardan olacak" demiştir. Bu, "şayet Yûsuf, kadının steği hususunda, ona boyun eğmezse hapise atılacak ve böylece zillete düşecek" demektir. Hazret-i Yûsuf'u "zillete düşürme"ile tehdid etmek, böyle yüce bir mevkii olan ve son derece kıymetli bir insan hakkında büyük bir tesir yapacağı malumdur. Hamza ve Kisaî elif ile (......) şeklinde okumuşlardır. (......) (alak, 15) kelimesini de böyle okumuşlardır. Allah en iyi bilendir. O Kadınların Ev Sahibesini Haklı Görmeleri |
﴾ 32 ﴿