25"Gerçekten biz, mutlak, biz, hem diriltiriz hem öldürürüz. Biz, hepsinin varisleriyizdir. Andolsun, sizden önce geçenleri de, geri kalanları da, biz bilmiştedir.. Şüphe yok ki Rabbin, O, onlan toplayacaktır. Hakikaten O, tam bir hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir". Bil ki, bu tevhid delillerinin altıncı çeşidi olup, bu da, bu canlıları öldürüp diriltme ile, hür ve irâde sahibi kadir bir ilâhın varlığına istidlalde bulunmadır. Canlıları Dirilten de Öldüren Allah'dır Cenab-ı Hakk'ın, "Gerçekten biz, mutlak, biz hem diriltiriz, hem öldürürüz" buyruğuna gelince, bu hususta iki görüş vardır: Bazıları bunun, hem bitkileri, hem de hayvanları diriltme manasında müşterek bir manaya hamlederlerken, bazıları da şöyle demiştir: "Bitkileri dirilitme ile vasfetmek, (diriltmeyi bitkiler için kullanmak) mecazi bir ifadedir. Binâenaleyh, ayetin bu ifâdesini, canlıları, hayvanları diriltmek manasına tahsîs etmek gerekir. Canlıları yaratmaya, Allah'dan başka hiçbir şeyin kadir olamayacağı sabit olunca, canlılardaki hayatiyyetin bulunması, hür ve irâde sahibi kadir bir ilâhın varlığına kesin bir delil olmuş olur. Cenâb-ı Hakk'ın, "Gerçekten biz, mutlak biz, hem diriltiriz" buyruğu hasr ifâde etmektedir. Yani, "Bizden başka öldürme ve deriltmeye kadir oîan hiç kimse yoktur" demektir.. Cenâb-ı Hak, "Biz, hepsinin varisleriyiz" buyurmuştur. Bu, "Bütün mahlûkat ölünce, her şeyin ölümü esnasında mülkü elinden çıkar. Bütün mülklerin mâliki, sadece bakî ve hakk olan ulu Allah olur. İşte böylece Allah, bu yönüyle varis olanlara benzemiş olur da, işte bu açıdan vâris olur" demektir. Mustakdimîn ve Müste'hirîn Kelimeleri Cenâb-ı Hakk'ın, "Andolsun, sizden önce geçenleri de geri kalanları da, biz bilmişizdir" buyruğuna gelince, bu hususta da şu izahlar yapılmıştır: 1) Atâ'nın rivayetine göre İbn Abbar (radıyallahü anh) şöyle der:"Allah, "mustakdimîn" tabiriyle kendisine itaat edenleri; "müste'hirîn" tabiriyle de, itaat etmeyenleri kastetmiştir. 2) Cenâb-ı Allah, "mustakdimîn" ifadesiyle, birinci safta namaz kılanları; müste'hirîn ile de, son safta namaz kılanları kastetmiştir. Rivayet olunduğuna göre, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), namazda birinci safta durmaya teşvik etmişti. Bunun üzerine herkes birinci safa yönelince, izdiham meydana geldi. Bunun üzerine de bu ayet-i kerime nazil oldu. Buna göre ayetin manası, "Biz onlar:, niyetleri miktarınca mükafaatlandırırız" şeklindedir. 3) Oahhâk ve Mukatii: "Cenâb-ı Allah bununla, savaş saflarında önde ve arkada olanları kastetmiştir" demişlerdir. 4) İbn Abbas, Ebu'l-Cevzâ'nın rivayetine göre şöyle demiştir: "Çok güzel bir kadın, Hazret-i Peygamber'in arkasında namaz kılıyordu. Bir kısım müslümanlar onu görmemek için birinci safa giderken, diğer bazıları da onu görmek için geride kalarak arkada namaz kılıyorlardı. Rükûya vardıkları zaman ise koltuklarının altından ona bakmak için, kollarını yana açarlardı. İşte bunun üzerine, Allahü teâlâ bu ayet-i kerimeyi indirdi. 5) Müstakdimîn'in ölüler; müste'hirin'in ise dirilerjyine diğer bir görüşe göre müstakdimîn'in geçmiş ümmetler; müste'hirîn'in de ümmet-i Muhammed olduğu söylenmiştir. İkrime de, "Müstakdimîn yaratılmış olan; mûste'hirîn ise, yaratılmamış olanlardır" demiştir. Bil ki Allahü teâlâ, "Gerçekten biz, mutlak biz, hem diriltiriz" buyurunca, bunun peşinden, "Andolsun, sizden önce gelenleri de, geri kalanları da biz bilmişizdir" buyurmuş ve böylece kendisine, onların hiçbir halinin gizli kaiamıyacağını tenbih etmiştir. Buna Allahü teâlâ'nın, var olma ve meydana gelmede, onların önce ve sonra meydana gelmelerini bitmesiyle, tâat ve hayır nevilerinde önde veya sonda olmalarını bilmesi de dahildir. Ayet-i kerimeyi, herhangi bir duruma tahsis etmek gerekmez. Cenâb-ı Hakk'ın "Şüphe yok ki Rabbin, O, onları toplayacaktır" buyruğundan maksad, haşr, neşr, ba's ve Kıyametin hak ve vâcib birşey olduğuna dikkat çekmektir. O'nun, "Hakikaten o tam bir hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir" beyanının manası da Yunus sûresinin başında birçok delillerle de açıkladığımız gibi, hikmetin, haşr ve neşr olunma, diriltilmenin gerekli olduğunu bildirmektir. |
﴾ 25 ﴿