50

"Kullanma haber ver ki, hakikaten ben gafur ve rahîmim. Bununla beraber benim azabım da, azab-ı elimdir".

Bu ayette ilgili İki mesele vardır:

Birinci Mesele

(......) ifâdesinde, yazıda, sakin hemze gösterilmiştir. Fakat kelimelerinde ise hazfedilmiştir. Çünkü bu ikisinde, hemzeden önceki harf sakindir. Dolayısıyla çoğu kez bu hemzeler hazfedilip, harekesi kendinden önceki sakin (harekesiz) harfe verilmiştir. (......) kelimesi ise hemze ile yazılmıştır ve kendisinden önce sakin bir harf yoktur. Bundan dolayı, kıraat imamları, bunu, asıl kaideye göre okumuşlardır.

Allah Günahkârları da Kulluğuna Kabul Eder

Bil ki Allah'ın kulları ikiye ayrılır:

a) Muttaki olanlar.

b) Böyle olmayanlar. Binâenaleyh Allahü teâlâ önceki ayette muttakilerin hallerinden bahsedince, bu ayette de muttakî olmayanların hallerinden bahsederek "Kullanma haber ver ki" buyurmuştur.

Bil ki usûl-i fıkıhta şöyle bir kaide vardır: Bir hükmün, kendisine uygun bir vasfın (sıfatın) peşinde getirilmesi, o vasfın, o hükmün illeti (ve sebebi) olduğunu ihsas ettirir. Binâenaleyh Cenâb-ı Hak onları burada, "kendisinin kullan" olarak tavsif etmiş, sonra bunun peşisıra, gafur ve rahim olduğunu bildirmiştir. Bu, "Kulluğu kabul eden herkes için, Allah'ın mağfiret ve rahmetinin söz konusu olacağına; bunu inkâr eden için ise, O'nun elîm cezasının gerekli olacağına" delâlet eder.

İlahî Lutfa Dair İncelikler

Ayetle ilgili, şöyle birtakım incelikler vardır:

1) Allahü teâlâ, "kullarım" diyerek, kulları kendisine izafe etmiştir ki, bu, büyük bir şereflendirmedir. Baksana, Allahü teâlâ, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'i: Miraç gecesi şereflendirmek isteyince, sadece "Kulunu, bir gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya kadar götüren (Allah) münezzehtir" (İsra, 1) demiştir.

2) Cenâb-ı Hak, rahmet ve mağfiretinden bahsederken, bunu şu üç lafızla iyice te'kid etmiştir:

a) "Hakikaten ben",

b) "ben"(im),

c) Gafur ve rahîm kelimelerinin başındaki elif-lâmlar... Fakat o azabından bahsedince, "benim, ben, azab eden" dememiş ve kendisini açıkça böyle tavsif etmemiş, aksine "benim azabım da, azab-ı elîmdir" buyurmuştur.

3) Peygamberine, bunları kullarına söyleyip bildirmesini emredince, sanki peygamberini, mağfiret ve rahmeti üstlenmede kendisine şâhid tutmuştur.

4) Cenâb-ı Hak, "Kullanma haber ver"deyince, bu "Bana kulluk etmeyi kabul eden herkese haber ver" demek olur. Dolayısı ile buna, itaatkâr mü'min girdiği gibi, günahkâr mü'min de girer ki, bütün bunlar, Allahü teâlâ'nın rahmet ve mağfiret tarafının daha ağır bastığına delâlet eder. Katâde'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bize ulaştığına göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) "Eğer kul, Allah'ın affının miktarını bilseydi, (ona güvenerek hiçbir haramdan sakınmazdı. Yine kul, Allah'ın cezasının miktarını bilseydi, kendi kendisini helak ederdi' Müslim,Tevbe, 23 (4/2109 buyurmuştur. Yine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabından gülüşmekte olan bir gruba uğradığında, "Cehennem, önünüzde dururken, gülüyor musunuz? Kenzu'l-Ummal, 14/39 784. dedi. Bunun üzerine Cenâb-ı Hakk'ın, "Kullanma haber ver ki, ben gafur ve rahimim" ayeti indi. Allah en iyi bilendir.

Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'in Misafirleri

50 ﴿