27"Rabbinin kitabından sana vahyolunanlan oku. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur ve sen O'ndan başka asla bir melce de bulamazsın". Bil ki bu ayetten, Hazret-i Musa ve Hızır (aleyhisselâm) kıssasına kadar olan kısım, tek bir konu hakkındadır. Çünkü Kureyş kâfirlerinin elebaşları teklif ileri sürerek, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, "Sana iman etmemizi istiyorsan, sana iman etmiş olan şu fakirleri etrafından kov" dediler. Allahü teâlâ da, Hazret-i Peygamber'e böyle yapmayı yasaklayıp menetti. şte bütün bu ayetlerin hepsinde, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'den bu istekte bulunan o kâfirlerin isteklerinin, yanlış bir talep ve batıl bir arzu olduğunu anlatmak için, Allahü teâlâ uzun uzun bundan bahsetti. Cenâb-ı Hak evvelâ bu konuda, tek temel düsturu getirmiştir. Bu da, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in, kendisine vahyettiği kitabı okumaya ve onunla amel etmeye devam etmesi, yersiz ve bâtıl isteklerde bulunanların isteklerine ve işi yokuşa sürenlerin bu durumuna aldırış etmemesidir. İşte bu sebeble, "Rabbinin kitabından sana vahyolunanlan oku" buyurmuştur. Ayetle ilgili şöyle bir mesele bulunmaktadır: Ayetteki "Oku" emri, hem okumayı, hem de ona uymayı ifade eder. Binâenaleyh mana, "Sana vahyedilen kitabı okumaya ve onunla amel etmeye devam et" şeklinde olur. Cenâb-ı Hak sonra "Onun sözlerini değiştirebilecek yokur" yani "O kelimelere, vahye değişikliğin ve tahrifin yol bulması imkânsızdır" buyurmuştur. Nassı, kıyas ile tahsis etmenin (manasını sınırlamanın) caiz olmayacağını isbat için bu ayet delil getirilebilir. Çünkü "Rabbinin kitabından sana vahyolunanlan oku" demek, "Bu kitabın gereği ile amel etmeye devam et" demektir. Bu ise, kitabın zahiri manasına göre amel etmeyi gerektirir. Buna göre şayet, "O halde bu kitap için neshin de söz konusu olmaması gerekir" denilirse, biz deriz ki: "Bu Ebu Müslim el-İsfehânî'nin görüşüdür ve gerçekten pek de uzak bir görüş değildir. Hem sonra gerçekte "nesh" bir değiştirme değildir. Çünkü mensûh olan, nâsih olanın geleceği vakte kadar sabittir, yürürlüktedir. Binâenaleyh nâsih, sanki mensûh'un bir gayesi (vaktinin sonunu gösteren bir şey) gibidir. Öyle ise, bu nasıl bir tedbil (değiştirme) sayılabilir?" Cenâb-ı Hak "Sen O'ndan başka asla bir melce de bulamazsın" buyurmuştur. Alimler, "mültehad" kelimesinin, melce (sığınak) manasına geldiği hususunda ittifak etmişlerdir. Dilciler, bunun aslının "meyletmek" (sapmak) manasına gelen, fiilleri olduğunu (Nahl, 103) ayetindeki kelimenin de bu manada olduğunu söylemişlerdir. "Mülhid" de dinden sapan demektir. Buna göre ayetin manası, "Açıklama ve doğruya iletme hususunda, Allah'dan başka melce bulamazsın" şeklinde olur. |
﴾ 27 ﴿