75"Lût'a, ona da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu kötülükler yapmakda devam eden o memleketten kurdardık. Doğrusu onlar, fena bir kavim idiler, fasıkdılar. Onu rahmetimizin ta içine koyduk. Çünkü o, salihlerdendi" Bil ki Cenâb-ı Hak Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'e verdiği nimetleri ifade buyurduktan sonra, daha önce ikisini birarada zikrettiği için, bunun peşinden Lût (aleyhisselâm)'a verdiği nimetleri zikretmiştir. Burada iki mesele vardır: Ayette yer olan (......) ifadesindeki vâv hakkında, şu iki izah yapılmıştır: a) Zeccac'a göre bu ifâde, (......) cümlesine atfedilmiştir. b) Ebu Müslim el-İsfehani'ye göre bu kelime (Enbiya, 51) ayetine atfedilmiştir. Buna göre, bu kelamda mutlaka bir takdir yapılması gerekir. Cenâb-ı Hak sanki "Ve, Lût'a da... verdik" demek istemiştir, ama burada "verdik" fiili zikredilmemiştir. Bu, nimetlerin çeşitleri hakkında olup, bunlar dört çeşittir. a) Hüküm, yani hikmet nimeti. Hikmet yapılması gerekli olan şey, demektir. Yahut da, davalıların meselelerini çözmek. Ayetteki "hükm"e, "nübüvvet" manası verilmiştir. b) İlim nimeti. Bil ki, bu iki kelimenin sonuna tenvin getirilmesi, o ilmin ve o hükm (hikmet) in değerinin çok yüce olduğunu delâlet eder. c)Cenâb-ı Hakk'ın "Onu kötülükler yapmakda devam eden o memleketten kurtardık" ayetinin ifade ettiği husustur. Buradaki yarar el-karye kelimesiyle, orada yaşayanlar kastedilmiştir. Çünkü, o kötü işleri yapanlar, badenin bizzat kendisi değil, içindekilerdir. Bir de, helak ve ölüm, orada oturanların tapna gelmiştir. Ama Cenâb-ı Hak, Lût (aleyhisselâm)'ı bundan kurtarmıştır. Daha sonra Cenâb-ı Hak, ayette geçen "kötülükler"den neyi kastettiğini de "Doğrusu onlar, fena bir kavim idiler, fasıkdılar" ifadesiyle açıklamıştır. Onların, daha önce yaptıkları şey hususundaki halleri açıktır. d) Cenâb-ı Hakkın "Onu rahmetimizin ta içine koyduk. Çünkü o sahillerdendi" ayetinin ifade ettiği husus. Bu ifadede geçen "rahmet" sözünün ne demek olduğu hususunda şu iki açıklama yapılmıştır: 1) Bu; nübüvvet, demektir. Yani "O, nübüvvete ehil ve kabiliyetli olunca, o nübüvvetin hakkını, hakkıyla edâ edeceği için, Allah onu rahmetine yani nübüvvetine girdirmiştir demektir. Bu, Mukâtil'in görüşüdür. 2) İbn Abbas ve Dahhak'a göre bununla, mükâfaat manası kasd edilmiştir. Şöyle de denebilir, Cenâb-ı Hak, Lût (aleyhisselâm)'a hüküm ve ilim verip onu, kötülerle ahmaktan beri kılıp uzak tutunca, ona, mükaşefe kapıları açılmış ve ilahî nurlar tecelli etmiştir ki, işte bu, sahili olmayan bir ummandır. İşte, gerçekte rahmet de budur. |
﴾ 75 ﴿